Skip to content
TrackPodcasts
fictionSep 10, 202655:16

36. Sherlock Holmes - İkinci Lekenin Esrarı

Sherlock Holmes

About this episode

No show notes were published with this episode.

Get every episode summarized

Each time Sherlock Holmes publishes, we email you a written briefing from the transcript — the topics, who appeared, and any specific claims, with the ad reads skipped.

Email me new episodes

Free for 3 shows. No card needed.

Hosts & guests

Transcript ready

929 searchable segments. Every word is indexed and playable.

36. Sherlock Holmes - İkinci Lekenin Esrarı

Sherlock Holmes

0:00
55:16

Full transcript

Sherlock Holmes36. Sherlock Holmes - İkinci Lekenin Esrarı. Machine-transcribed; use the interactive transcript above to jump the player to any line.

Sır Artur Konan Doyul, Şarlakonc. İkinci lekenin esrarı. Aslında Ebi çifliği vakasının dostum şarlakoncunun yeteneklerini kalemi aldığım son vakaha olmasına amaçlamıştım. Bu karar malzeme yetersizliğinden verilmişte ildi, zira hiç açıklamadığım yüzlerce vakaya ayet notlarım vardır. Bu olağanüstü adamın orijinal kişiliği ve özel yeteneğine karşı okuyucularımın ilgisinde bir azalma da kesinlikle söz konusu değildi. Kararımın gerçek sebebi, Bayhorms'un vakalarının yayımlanmasına karşı devamlı surette gösterdiği isteksizliğinde yatıyordu. Çalışmalarını resmen sürdürdüğü zamanlarda başarılarının kayıda geçmesi onun için pratikacıdan kısmını önem taşıyorduysa bile Londra'dan ayrılıp emekli olmaya karar verip de, Sasek Damsta kimyasalar açtırmalarına ve arıcılık konularına iyildiğinden

beri, şöhret ona tiksintiden başka bir şey vermez oldu. Bu konudaki isteklerini dikkate almam konusunda beni kesin olarak uyarmıştır. Ne var ki zamanı geldiğinde ikinci lekenin esrarı atlı vakaya yayımlayabileceği me dair söz almış olduğu matırlatıp da bu uzun serinin, hayatı boyunca üstlendiği en önemli uluslararası vakayla son bulması gerektiğiyle ilgili onunla konuştuğunda dikkatli olmak koşuluyla bu olayında halkın gözleri önüne serilmesi konusunda rızasını almayı sonunda başardım. Hikâyenin anlatımında belli başlı bazı ayrıntılar biraz belirsiz görünse de okurlarımın bu alız sıkılığının nedenlerini anlayacaklarından eminim. Evet başlayalım bakalım. İsmif verilmeyecek bir yılın son baharında bir salı sabahıydı ki Beyker sokağındaki mütevazi evimizde Avrupa'nın önemli iki ismini ağırladık. Bunlardan ilk ki sert, büyük burunlu, kartal gözlü ve kendine hakim görüntüsüyle İngiltere'nin

başbakanı olma şerefini iki kez elli etmiş ünlü Lord Belincir'den başkası değildi. Diğer kişi de henüz ortaya yaşını bile geçmemiş, esmer, temiz yüzlü, zarif ve fiziksel olsun, zihinsel açıdan olsun son derece hoş bir adam olan, Traleymini hoptı. Avrupa içişleri bakanı ve ülkemizdeki en başarılı devlet adamlarından biri. İkisi keğıl çöplerimizle beraber kanepimizde yan yana oturuyordu. Ve bitkin, endişeli yüzlerine bakınca çok önemli bir mesele için geldiklerini tahmin etmek güç değildi. Başbakanın ince damarlı elleri Şemsiyesinin fildişi sapına sıkı sıkı yapışmıştı ve acılı sızka yüzü bir bana bir Holmes'e dönüyordu. Avrupa içişleri bakanı endişeyle boyıklarını çekiştiriyor, saatinin zinciriyle oyna yıptırıyordu. Kaybın farkına vardığımda Bay Holmes, ki bu, bu sabah saat sekizdeydi, hemen başbakanı haber verdim. İkimizin buraya gelmesi onun önerisi üzerine olmuştur. Polise haber verdiğiniz mi?

Hayır efendim, dedi başbakan her zamanki hızlı kararlı tavrıyla. Polise haber vermedik, bunu yapmamız mümkün değil. Polise haber vermek, eninde sonunda halkın haberinin olması anlamına gelir ve olmasını özellikle kaçındığımız şey bu. Peki bunun sebebini öğrenelim iyime efendim? Çünkü söz konusu belge öyle büyük bir öneme sahip ki, başkalarınca duyulması Avrupa ilişkilerinde son derece önemli sorunlara yola çevilir. Hatta açacaktır demek, daha doğru olacak. Savaş ya da barışın bu konuyla bağlı olduğunu iddia etmek abartılı olmayacaktır. Belge büyük bir gizliliğe geçinde bulunmazsa konuyu sessiz tutmak konusundaki son şansımızı kaybederiz. Zira onu almış olanların tek amacı belgenin içeriklerini herkesi açıklamaktır. Anlıyorum. Peki, Bay Terelevni Hop, söz konusu belgenin kayboluşu ileri gibi bütün ayrıntıları bize anlatırsanız çok sevmiyorum. Bu çok kısa sürer Bay Horns. Mektup, çünkü söz konusu olan yabancı bir ülkenin başbakanından gönderilmiş bir Mektup'tur, 6 gün önce elime ulaştı.

İçeri o kadar mühimliki onu kasamda dahi bırakmayı pergece, White Alterest'teki evime götürüp, yadak odamda tuttuğum kelitli bir kutu da saklıyordum. Dün gece oradaydı, bundan kesinlikle eminim. Akşam yemeği için giyinirken kutuya açıp baktım belge içindeydi. Ama sabah ise yoktu. Kutu, tuvalet masam dahinanın yanında duruyor. Uykum hafifter, karımın gidiyor öyle. İkimiz de o odamızda geçildiğin kimsenin girmiş olamayacağı konusunda hem fikiriz. Dediğim gibi buna rağmen kağıt kayboldu. Akşam yemeğini saat kaçtıydınız? 7 buçukta. Yatak odanıza çekilmeniz ne kadar sonraydı? Karım tiyatroya gitmişti, onun dönüşünü bekledim. Oda'ımıza çıktığımızda saat 11 buçuktu. Öyleyse belgeni saklandığı kutu tam 4 saat boyunca saldırılara açıktı. Sabah temizlik yapan hizmetçi, günün geri kalanında da uşağım ya da karımın hizmetçesi dışında kimsenin izni yoktur odamıza girmeye. İkisi de bizimle uzun bir zamandır çalışan güvenilir hizmetkârlardır.

Hem sonra hiçbiri okudu da çok değerli bir şey sakladığımı bilemezdi. Mektumun varlığından haberdar olan kimler vardı. Ev halkından hiçbiri bilmiyordu. Karınız biliyor da herhalde. Hayır efendim, bu sabah kaybolmuş olduğunu fark edene kadar bu konuda tek kelime etmemiştim ona. Başbakan bunu onaylar cesine başını sağladı. Uzun zamandır vataniyı görevler konusunda ne kadar hassas bir yapıya sahip olduğunuzun farkındayım diye konuştu. Bu önemli rejisine sahip bir konuda vatanınızı en yakın aile bir ailenin bile üstünde tutacağınızdan eminim. Avrupa içişleri bakan ailerek de şekillerini ifade etti. Kesinlikle haklısınız efendim. Bu sabah kadar konuyla ilgili tek bir kelime etmemiştim karıma. Peki karınız tahmin etmiş olabilir miydi? Hayır, by hollums. Tahmin etmiş olması imkansız. Hiç kimse tahmin etmiş olamaz. Daha önce herhangi bir belgeyi kaybettiğiniz olmuş mudur? Hayır efendim. İngiltere de bu mektubun varlığından haberdar kimler vardı.

Kabinidek yüyelerin her biri dün bilgilendirildi bu konuda. Üstelik bir kurul olarak sessizlik yeminimizin etkisi başbakanımızın ciddi uyarısıyla daha da arttı. Tanrım, ondan birkaç saat sonra belgeyi kaybedenim ben olduğumu düşündükçe adamın hoş yüzü umutsuzlukla çarpıldı ve elleriyle saçlarını yoluyordu. Kısacık bir an için heyecanlı, endişeli ve duygu sal sıradan bir insanlık karşımızda oturan. Bir sonraki saniye de aristokrat maskesi yine yerine takılmış yumuşak sesi geri dönmüştü. Kabinidek yüyelerinin dışında bakanlıkta konuyu bilen iki belki de üç kişi daha var. Bütün İngiltere de mektubun varlığını bilenlerin hepsi bu kadardır. Bayhorns, size teymin ederim ki öyle. Ama yurt dışında durum farklı olabilir. Mektubu yazan kişiden başkasının onu gördüğünü sanmıyorum. Bakanlarının sıradan resmi kanallarının bu işe karıştırılmadığından oldukça yemeğinim. Honz bir süreliğine düşüncelere dağıldı. Söz konusu belginin tam olarak ne olduğunu ve kayboluşunun neden o kadar ciddi sonuçlar doğracığını düşündüğünüzü öğrenmek istiyorum.

Ziyaretçilerimiz birbirine kaçamak bir göz attı ve başbakan kaçlarını çattı. Bayhorns, mektubun zarfa açık mavi renkte olup uzun ve inceydi. Kırmızı mühür mumuyla mühürlenmişti ve bunun üzerinde de çömelmiş bir aslandam kalanmıştı. Güzel bir el yazısı ile üzerine yazılmış olan adres. Korkarım kefendiğim dedi honz. Bu ayrıntılar her ne kadar çok ilginç olsalar da araştırmalarım olayların kökeneneğinmek zorundadır. Mektubun içeri yineydi. Bu son derece gizli bir devlet sırrıdır ve korkarım ki bunu size açıklayamayacağım. Üstelik gerekli olduğunu da düşünmüyorum. Sahip olduğunu söylenen üstün yeteneklerinizle size az önce tarif ettiğim zarfı içindeki mektuplar haber haber bulmayı başarırsanız ülkenize çok büyük bir hizmetle bulunmuş olacak imkanlarımız dahilinde delediniz bir ödüle sahip olacaksınız. Şaluk olumsuz yüzünde bir gülümseme ilağe yakaklattı. ''Ülke deki en meşgul insanlardansınız.'' diye konuştu. Ve daha az kapsamlı bir ölçüde bile olsa ben de çok meşgul vereyimdir.

Probleminiz konusunda size yardımcı olamayacağım için çok üzgünüm. Korkarım ki sohbetimiz bir zaman kaybından başka bir şey değil. Başbakan gözlerinde bütün kabinenin sakındığı öfke parltaları ilağe ayağı fırladı. ''Efendim bu tarz bir muameleye hiç.'' diye başladı ama sonra öfkesini yenerek tekrar yerini oturdu. Bir iki dakika boyunca hepimiz sizlik içinde oturduk. Başbakan sonunda omuzlarını silikti. Koşullarınızı kabul etmekten başka çaremiz yok. Bighorniz. ''Hit şüpe yok ki haklısınız. Size sonuna kadar güvendeğimizi göstermeden hareketi geçmenizi beklemek mantıksızcaydı.'' ''Size katılıyorum efendim.'' dedi daha genç olan devlet adamı. O halde sizin ve iş ortanız doktor vatsının onuruna güvenerek her şeyi anlatacağım. Konuşmaya başlamadan önce vatansa ver bir eyle olarak. Bu olayın duyulmasının ülkemiz için büyük bir felaket doğuracağını tekrar hatırlamanızı istemek zorundayım. Bize kesinlikle güvenebilirsiniz. Peki hala.

Mektup ülkenin son zamanlarda gözlenen kolonu hareketlerinden rahatsız olmuş yabancı bir otorite tarafından gönderildi. Hacele ile ve tamamıyla söz konusu hükümdarın sorumluluğu ile yazılmış. Yapılan araştırmalar, bize bakanlarının bu konuda tamamıyla habersiz olduklarını göstermiştir. Öte yandan o kadar olumsuz bir hava var ki Mektup'ta, bazı cümleler için kışkırtıcı bile denilebilir. Duyulması ülkemizde son derece tehlikeli hislere sebebi yet verebilir. Öyle bir karkaşa patlak verir ki Mektubun içeriklerinin halka duyulmasının üzerinden daha bir hafta geçmeden büyük bir savaşın ortasında oluruz kendimizi. Honz bir kevdet parçasının üzerine bir isim yazıp bunu başbakan özellikle. Evet, takendisi. Milliyarlarla ölçülecek masraflara ve yüz binlerce erkeğin hayatına mal olabilecek olan şeyde bu Mektubun kayboluşudur işte. Günderinin kendisine bu konuda haber verdiğiniz mi? Evet efendim, telgraf yoluyla şifreli bir belge şahıslarına gönderilmiştir.

Belki de Mektubun dünyaca duyulması kendi dileğidir. Hayır, efendim. Mektubu yazarken çok düşüncesiz ve fazlasıyla heyecanlı bir tavırla hareket etmiş olduğunu anladığına inanıyoruz. Mektubun gizli olmaktan çıkması halinde bize gelecek zararın mislisi onun başına, onun ülkesine gelecektir. Durum böyleyse Mektubun halka duyulması kimin işine gelebilir? Onu çalmak ya da yayımlamayı kim isteyebilir ki? İşte bu soruyla Bayhorns, uluslar arası politikaların en önemli alanına götürüyorsunuz beni. Ama sonuçta Avrupa'nın durumunu göz önüne aldığınızda suçun altındaki sebebi anlamakta hiç zorluk çekmeyeceksinizdir. Avrupa silahlı büyük bir kamp gibidir. İçinde askeri güçleri dengede tutan ikili birlikler barındırıyor ve bu dengeyi yöneten de büyük bir itay edir. İngiltere ittifak ülkelerden biriyle savaşa sürüklenecek olsa bu diğer ittifak birliklerinin gücü ele geçirmesi anlamına gelir. Savaşın kendisine katılsalar da katılmasalarda. Benanlıyor musunuz?

Gayet iyi anlıyorum. Söz konusu olan hükümdarının düşmanları açısından Mektubu ele geçirip onu yayımlamak. Mektubun gönderildiği ülkeyle bizim ülkemiz arasındaki ittifakı bozmak anlamına geleceği için çok önemli. Evet efendim. Peki düşmanların eline geçtiği takdir de Mektub kime gönderilecektir? Avrupa'nın önde gelen bakanlıklarından herhangi biri olabilir. Büyük ihtimalle şu anda tüm hızıyla oraya doğru yol alıyordur zaten. Baytralaymi hop kafasını gözlüne düşürüp yüksek sesle inlerken başbakan adamın omzuna destekleyici bir el koydu. Tamamıyla şansızlık sevgili arkadaşım. Hiç kimsesizi suçlayamaz. Almadığınız hiçbir önlem yoktu ki. Bayhoyms artık her şeyi biliyorsunuz nasıl hareket etmemiz önerirsiniz. Hoyms umutsuzca kafasını salladı. Söz konusu belgenin bulunmaması durumunda savaşın çıkacağını düşünüyorsunuz. Değil mi efendim? Bunun çok büyük bir olasılık olduğunu düşünüyorum. O halde savaş hazırlıklarına başlasanız iyi olacak. Çok ciddi bir iddiya bu bayhoyms.

Durumu bir düşünün. Anlattıklarınızdan bayhopla karısının kayıp fark edilene kadar odalarından ayrılmadıklarına göre gece on bir buçuktan sonra çalınmadığı neredeysek kesin. O halde tüm akşam yedi buçukla on bir buçuk saatleri arasında bir zamanda çalınmış olmalı. Büyük ihtimalle de erken saate yakın yapmıştır. Zira belgeyi alan kişinin Mektubun yerini bildiğini varsa yiyorum. Kendini sağlama almayı isterdi tabii. Efendim söylediğiniz kadar önemli bir belge o kadar erken bir saatte ele geçirildiyse şimdi nerede olabilir? Kimsenin onu alıkoymak gibi bir niyeti olamaz. İlgili kim varsa hemen onun eline geçmesi için çoktan harekete geçilmiştir. Onu bu saatten sonra geri almak hatta yerini testbiyet etmek için bile şansımız çok düşük. Galiba artık çok geç. Başbakan oturduğu yerden kalktı. Söylediklerini son derece mantıklı Bayhorns. Ben de olayın gerçekten kontrolümüzden çıktığını hissediyorum. Varsa yalım ki belgeyi alan hizmetçi ya da uşağınız olsun. İkisi de yıllardır bizimle çalışan güvenilir ve yaşlı hizmetkârlar.

Anladım kadarıyla odanız ikinci katta. Dışarıdan bir girişi olmayan içeriden de kimsenin fark edilmeden gelemeyceği bir yerde. O halde evde bulunan biri tarafından alınmış olması gerekir. Peki hırsız belgeyi kime götürecektir? Bir çoğunun ismini bildiğim uluslararı sağ canlardan ya da gizli örgütlerden birine tabii ki. Mesleklerinde zirviye çıkmış olarak değerlendirebileceğimiz üç kişi var bu alanda. Etrafı kolaça ne dip işlerinden birinin postacı görevini üstlenip üsttenmediğine bakacağım. Herhangi birisi ortalıkta yoksa özellikle de dün geceden biri kayıpsar belgenin nereye gitmiş olduğu ile ilgili bir fikir oluşturmamız kolaylaşacaktır. Neden ortalıktan kaybomuş olsun ki diye sordu Avrupa İçişleri Bakanı? Mektubu Londra'daki bir konsolosluğa götürmesi daha mantıklı değil mi? Zannetmiyorum, Hacanlar Genelde Balamsız çalışır ve konsolosluklarla ilişkileri çoğunlukla kopuktur. Başbakan bu düşünceği onayla herak kafasını salladı. Bence haklısınız Bihormuz. Bu deli değerli bir şeyi karargaha kendi elleriyle teslim etmek isteyecektir.

Halakete başlamıyornteminizin mükemmel olduğunu düşünüyorum. Bu arada hop, bu şansız olay yüzünden diğer görevlerimizi ihmal etmemiz doğru olmaz. Gün içinde herhangi bir gelişmeye şanacak olursa, sizi haberdar edeceğimizden emin olabilirsiniz. Bihormuz. Elbette siz de araştırmalarınızın sonuçlarını en kısa zamanda bize bildireceksinizdir. Devlet adamlarının her ikisi de, iyiler eksilen verdikten sonra dairemizden çıktı. Ünlü ziyaretçilerimiz çekildikten sonra, Hormuz sessizlik içinde bir posunu yaktığı ve uzunca bir süre boyunca derin düşüncelere dalmış şekilde oturdu. Ben sabah kastesini açmış, bir gece önce Londra'da gerçekleşmiş önemli bir olayla ilgili yazıya gömülmüştüm ki dostum heyecan layâfırlayarak bir posunu şöminenin üzerine koydu. Evet, diyatıldı. Vakaya daha iyi bir yaklaşım olamaz. Durum vahim olabilir ama tamamıyla umutsuz değil. Belgeye alan kişi konusunda şimdi bile emin olabilsek onu henüz elinden çıkarmamış olma olasılığı var. Sonuçta bu adamlar için para konuşuyor ve benim arkamda İngiltere'nin kocah hazinesi var.

Satışa çıkarılmışsa onu alacağım, gelir vergisine birkaç kuruş eklenecektir ama olsun. Adam bir tarafta şansını denemediyorum önce Belgeyi bekletip gelecek teklifleri görmek isteyebilir. O denli büyük oynamaya cesaret edecek kişiler, yalnızca bahsettiğim şu üç ecandır. Yani, Oberstein, Larotyer ve Edwarda Lucas. Üç üyle de görüşmeliyim. Gözlerim sabah kastetesine kaydı. Godolfin sokalından Edwarda Lucas'tan mı bahsediyorsun? Evet, onunla görüşemeyeceksin. Neden öyle diyorsun? Dün gece evinde öyle bulunmuş. Dostum birlikte yaşadığımız maceraların neredeyse tümünde beni öyle ya da böyle o kadar şaşırtmıştır ki şimdi benim onu şaşırtmış olduğumu görmek beni neredeyse mutlu etti. Gözleri hayretli açılmış bir halde gazet eyelimden kaptı, o sandalyesinden kalkarken benim gömülmüş olduğum para kraf şöyleydi. Ves ministerda cinayet. Dün gece parlamento binasının yakınlarında bulunan ve ebilen nehir arasında yakısımı kaplayan 18. yüzyıldan kalmayı bilirin sıralandığı Godolfin sokağı

16 numara da gizemini hala koruyan olan dışı bir cinayet işlendi. Bu küçük ama seçkin konakta son birkaç yıldır Bay Edwarda Lucas ikamet ediyordu. Bay Edwarda Lucas hoş kişilenin yanısına ülkedeki en başarılı amator tenörlerden biri olmakla ün yapmış biriydi. 35 yaşında hala beker olan Bay Lucas'ın yanında yaşlı hizmetcisi Bayan Peringle ve Uşağ'ın mitten kalıyordu. Bayan Peringle her akşam yaptığı gibi evin en üst katında bulunan odasına erkenden çekilmiş Bay Lucas'ın Uşağı da hamer şimitteki dostuna ziyaret etmişti. Bay Lucas'ın saat on itibariyle yalnız olduğu bildiriliyor. Arada gerçekleşen olaylar hakkında henüz bir bilgi yok. Fakat polis meyamuru Beret saat 12'ye çeyrek kalı Godolfin sokağından geçerken 16 numaranın kapısının aralık olduğunu fark etmiş. Kapıyı çaldığı halde içeriden yanıt gelmemiştir. Ön taraftaki odalardan birinde bir üşük gözüne çarpınca kapıyı tekrar ısrarla çalmış, yine cevap alamamış.

Kapıyı itirerek açmış ve içeri girmiş. Meymur içeride tam bir karkaşa ile karşılaşmış. Mabilyalar bir taraftaki duvara doğru itilmiş. Bir sandalye ise odaının ortasında yere devrilmiş halde duruyormuş. Hemen yanında sandalye'nin ayığını kavramış bir halde evin efendisi yatıyormuş. Kalbinden bıçaklandığı için hemen olay sırasında öldüğü tahmin ediliyor. Suç halletinin büyük ve kıvrımlı bir hançer olduğunu bildiriyor ve duvarda asıl aduran orayan tel bir ülkeden gelmiş çeşitli silahların arasından indirelimiş. Oda da değerli herhangi bir şey götürülmemiş ve soygun amaçlı bir cinayet olmadığı düşünülüyor. Bay Eduardalukas o kadar ünlü ve popüler bir insandaki hazin sonunun geniş çaplar kadar çevresinden büyük bir ilgi uyandırması bekleniyor. Eee vatsın bu konuda ne diyeceksin diye sordu hans uzun bir sessizlikten sonra. Doğru su akıl almaz bir tesadüf. Tesadüf mü? Bu duramdaki oyuncu kadrüsünde olabilecek üç adamdan bir tanesi boydu ve tam da duramın sahnelendiği saatlerde bahşeyi bir şekilde öldürülüyor.

Bunun sadece tesadüf olma olasılığı o kadar küçük ki rakamlarla bile ifade edebileceğimden koşkulduğum. Hayır sevgili vatsın olaylar birbirlerine bağlantılı, bağlantılı olmak zorundalar. Bize kalan şey sadece arada gibi bu oğı bulmaklar işte. Fakat bu durumda resmi poliste artık her şeyi biliyor olmalı. Hiç de değil. Onlar Godol Finsocağında gördüklerinden başka bir şey bilmiyorlar. White Al Terez hakkında hiçbir şey bilmiyorlar ve bilmeyeceklerdi. Bir tek biz biliyoruz her iki olayı. Dolayısıyla aradaki bağlantıyı bulabilecek tek kişileri olduğumuzda söylenebilir. Şüphelerimin lukasının üzerine yoğunlaşmasını sağlayacak bir nokta zaten vardı. Resmenistir Godol Finsocağ'ı White Al Teresten sadece birkaç dakika lık yürüyüş uzaklardadır. Vahsettiğim diğer gizli acanın ikisi de batı kısmında yaşıyor. Yani Avrupa İçişleri Bakanının evindekilerle bağlantı kurmak ya da onlardan bir mesaj almak lukas için daha kolaydı. Belki küçük bir ipucu ama sadece birkaç saate sahip olduğun zaman böyle küçük düşünceler

hayati değerler taşıyabilir. Hım, görünüşe göre bir misafirimiz var. Bayan Hütsin tepsisinde bir hamfendinin kart vizitiyle kapıda belirmişti. Holmes karta bir göz attı, kaçlarını şaşkınlıkla kaldırdı ve kartı bana uzattı. Bayan Hilde Tralevni hopu yukarı davet edin, dedi. Bir dakika kadar sonra, o sabah zaten çok değerli konuklar ağırlamış olan dairemiz Londra'nın en olağanüstü hamfendilerinden biri tarafından da onurlandırıldı. Belministir dükkünün en genç kızının güzelliği dillere de standı. Ama tasfirlerin, renksiz fotoğrafların hiçbiri birden bile karşımızda beliren katının incelikli güzelliğine büyüleyici cazibesine karşı beni hazırlayamamıştı. Yine de gördüğümüz yüzün güzelliği değil de bize etkileyen ilk şey o son bahar sabahında. Yanakları harikulade fakat yorgun duygular sonucu sorgundular, gözleri ışıltılıydı. Fakat bu ateşten gelen bir ışıltaydı ve hassas dudakları, duyguları kontrol altında tutma çabası ile

gelilmişti. Ziyaretimiz kapıda dururken insanın gözüne çarpan ilk şey korkuydu, güzellik değil. Koca buraya geldi mi? Bay Holmes. Evet madem geldi. Bay Holmes buraya gelmiş olduğumu onu anlatmayın, yalvarırım. Holmes, soğuk bir şekilde iyildi ve hanımefendiye bir sandalye gösterdi. Saygıda her hanımefendi beni zor bir duruma sokuyor, lütfen oturup benden ne istediğiniz anlatın, fakat kayıtsız şartsız bir söz vermem, maalesef mümkün değil. Hanımefendi oda'nın diğer ucuna geçti ve pencereyi arkasını alacak şekilde oturdu. Bir kreli şeyandırıyordu, uzun boyluğu zarif ve son dereceki bar bir kadın. Bay Holmes diye konuşmaya başladı, beyaz elde vendilerini sıkarak. Karşılığında sizin de bana açık sözlülükle cevap vereceğiniz umut ederek sizinle dürüst ce konuşacağım. Ben ve koca marasında eksiksiz bir güven var ve birbirimizden gizli saklamaz yoktur. Tek bir konu harijinde. Bu konu politikadır. Politikaya gelince, koca mı dudakları mühürlenmiş gibidir, bana hiçbir şey anlatmaz.

Neyse, dün gece evimizde çok kötü bir olayın gerçekleştiğini biliyorum. Önemli bir bergenin ortadan kaybolduğunu biliyorum. Fakat politik bir mesele olduğu için, koca mı bana işin aslına anlatmayı reddediyor. Bakın, bu konuda gerekli her şeyi iyice öğrenmem şu anda son derece önemli, hayati bir önem taşıdığını size söyleyebilirim. Siz, çevremizdeki bütün politik acılarının harijinde konuyla ilgili tüm gerçekleri bilen tek kişisiniz. Size yalvarırım Bay Holmes. Dün gece olanları ve bunun neye yolaçacağını bana anlatmalısınız. Her şeyi anlatın, Bay Holmes. Müvekkilinizin çıkarlarını gözetme isteğinizin, sizi sessizliğe yetmesine izin vermeyin. Size temin ederim ki, bana her konuda güvenmesi durumunda çıkarlarını benden daha iyi hiç kimse koruyamaz. Ah, bunun bir farkına varsa, çalınan şu kevatlar tam olarak neydi? Hanımefendi, benden istediğiniz şey imkansız. Hanımefendi inleyerek yüzün ellerine gömdü. Böyle olduğunu anlamalısınız madem. Koca'nız sizi bu meselelerden uzak tutmayı uygun görüyorsa, profesyonel olarak sessizlik

yemin ettikten sonra bilgileri edinmiş olan bana düşer mi onun söylemediklerini söylemek. Bunu benden istemeniz doğru değil. Sormanız gereken kişi, kocağınızdır. Ona sordum, son çare olarak size geldim. Her şeye rağmen kesin bir şey anlatmadan bir noktada, beni aydınlatabilirsiniz. Bay Holmes. Nedru'a madem. Kocağımın politik karı yerinin bu olaydan etkilenicini düşünüyor musunuz? Eee, her şey yolunda girmediği takdirde çok ciddi sonuçlar doğurabilir tabii. Madem, kuşkulları giderilmiş bir kişiye dağ sayıla derin birine fesaldı. Son bir sorum daha var, Bay Holmes. Kocağımın bu felaketin karşısında yaşadığı ilk şokla söylediği bir şeyden söz konusu belgenin kaybının ülke açısından da korkunç sonuçlar doğurabileceğini anladım. Kendi söyle söylediysi, bunu kesinlikle inkâr edemem. Nasıl sonuçlardır bunlar? Hayır madem. Yine cevabını veremeyeceğim bir şey istiyorsunuz benden. O halde değerli vaktinize daha fazla arcamayacağım.

Daha açık konuşmadığınız için sizi suçlayamam Bay Holmes. Ve sizde hiç kuşkum yok ki isteğine karşı bile olsa, kocağımın en nişelerine paylaşmak istediğim için benim hakkımda kötü düşünmeyeceksinizdir. Ziharedim konusunda, sesiz kalmanız konusunda size tekrar yalvarıyorum. Kapıda arkasını dönüp son bir kez bize bakınca korkuyla dolu o güzel yüzü, ülkek gözleri ve gergin dudakları son bir kez görebildim. Bir saniye sonra gitmişti. Evet Fatsın, kadınlar senin alanına giriyor. dedi Holmes, eteklerin hışırtısı ön kapının hızla kafanmasıyla sonunda kesilince. Güzel bayanın oyunu ne içinde, gerçekten istediği neydi? Anlattıklarını sen de duydun, etkilenmiş olması gayet dual değil mi? Hım, nasıl göründüğüne bir düşünsene vatsın. Hariketlerini pastırmaya çalıştığı heyecanını ve huzursuzluğunu. Soru sormadaki ısrarcalığını. Unutmakı geldiği sınıfta insanlar duygularını kolay kolay göstermez. Çok heyecanlı olduğu açıktı. Ayrıca her şeyi öğrenmesinin koca sığının iyiliği açısından çok önemli olduğunu

büyük bir ciddiyetliği fade ettiğini de dikkat almana istiyorum. Ne demek istemiş olabilir bununla? Sonra otururken ışığı nasıl arkasını aldığını da fark etmişsindir vatsın. Yüz ifadesini görmemizi istemiyordu. Evet, pencerenin yanında duran yaganesandaliyi seçti. Yine de kadınların hareketlerini anlamak çok güç. Marguetteki kadını hatırlıyorsunuz. Ondan da aynı sebeplerden dolayışı pelenmiştim. Ornunda pudrası yoktu. Doğru yaklaşım olduğu ortaya çıkmıştı. Öyle bir bataklık kumunun üzerinde nasıl bina inşa edersin. Kadınların en sıradan hareketleri bile büyük bir anlam taşıyabiliyor. En garip davranışları da bir saç tokasına bir saç maşasına bağlı olabiliyor. Neyse, iyi günler vatsın. Gidiyor musun? Evet, sabahın geri kalanını polis doslarımızla beraber kodolfin sokanında geçirmeyi düşünüyorum. Problemimizin çözümü Eduardo Lukaçta saklı. Bundan eminim. Ama itiraf etmeliyim ki vakana nasıl bir şekilde lacı konusunda henüz en ufak bir fikrim dahi yok. Neyse, bulgulları görmeden teoruyur etmek çok büyük bir hatadır.

Santetikli olvatsın, yeniz yer etçilerimiz olabilir. İşimi bitirirsem, ölen yemeğine sana katılırım. O gün ve ertesi gün boyunca Holmes, arkadaşlarının suskun diyebileceği başkalarının sağ, surat sız diyebileceği bir ruh haline sahipti. Evek ilip hemen ardından tekrar çıkıyor. Püportüketimini inanılmaz ölçülere taşıyor. Kemanıyla kısa meladüler çalıyor, derin düşüncelere dalıyor. Garip saatlerde sandavuç istiyor ve ona sorduğım günlük sorulara cevap vermeye tenezül etmiyordu. İşlerin iyi gitmediği ortadaydı. Bu konuda tek bir kelimetmedi ve görüdülen soruşturmayla ilgili öğrendiğim her şeyi merhumun uşağının tutuklanışı ve arkasından serbest bırakılması gibi olayları gazeteleri takip ederek öğrendim. cinayeti araştırmakla görevli olan müfettiş, kasten adam öldürme kararına varmıştı. Ama suçlu yine de bulunamadı. Herhangi bir cinayet sebebi de bulunamadı. Adamın öldürülmüş olduğu oda, değerli şeylerle dolu taşıyor olmasına rağmen, hiçbir şey yalanmamıştı.

Makdolun kağıtları karıştırılmamıştı. Onlar dikkatleyince lendiğinde, baylulukasın uluslar arası politik ayla çok yakından ilgilendiği, ustanmaz bir dedikoducu, olağanüstü bir dil bilimci olduğu ve mektup yazmak konusunda yorulmak nedir bilmeyen biri olduğu ortaye çıktı. Birçok ülkenin liderleriyle samimi bir ilişki geliştirmişti. Çekmecelerini dolduran belgelerinin arasında olağan dışı bir şey keşfetilmedi. Kadınlarla olan ilişkilerine gelince çok sayıda fakat %107 olduklarına karar verildi. Çok kadın tanıdığı vardı ama bunların pek azı dostuydu ve kimseye karşı özel hisler beslemiyordu. Adamın sıradan alışkanlıkları olmuştu ve kimseyle inci etmemişti. cinayet allaşılmazdı ve büyük ihtimalle de öyle kalacaktı. Uşak John Milton'ın tutuklanışına gelince hiçbir şey yapılmıyormuş gibi gözükmesin diye çaresizlik içinde verilmiş bir karardı. Ona karşı hiçbir delil bulunamadı. Mitten, Hemir Şimid'de yaşayan dostlarının yanındaydı o gece. Aynı anda iki yerde olamayacağına göre suçsuz olmalıydı.

Gerçi cinayet fark edilmeden vesministre dönmüş olabileceği bir saatte yola çıkmış. Ama yolun bir kısmını yürüyerek almış olduğuna daire açıklaması gecenin güzelliği de göz önünü alındığında olası bulundu. Saat 12'de evine varmış ve beklenmedik felaket karşısında kendisinden geçmişti. Patronuyla her zaman il geçinmişler. Maktülahit bazı eşyalar. Küçük bir kutu gilet başta olmak üzere bu şuan odasında bulunmuştuysa da adamın iddasına göre her bir patronunun vermiş olduğu küçük ediyelermiş. Bunun böyle olduğunu hizmetçi kadında doğrulamış. Mitten, üç yıldır baylukasın yanında çalışıyormuş. Baylukasın Avrupa katasında yaptığı seyahatlerde Mitten yanına almaması ilginç bir noktaydı. İvin efendisi zaman zaman üç ay aşkın süreyle pariste kaldığı halde Mitten Gador Finso kanındaki evde bırakılıyordu. Hizmetçi kadına gelince kendisi cinayet gecesinde hiçbir şey duymamış. Efendisinin bir konu olmuşsa bile onu içeri kendi davet etmişti. Böylece gazetelerde takip edebildiğim kadarıyla olay üç gün boyunca kizemini korudu.

Holmes başka bilgilere sahip teyze bile bunları kendine saklıyordu. Ama müfettiş Least Raiden vaka konusunda bildiklerini kendisiyle paylaştığını söyleyince en azından gelişmelerle yakından ilgilendiğini anladım. Dördüncü gün olayı çözme kavuşturan uzun bir telgraf paristen İngiltere'ye ulaştı. Paris polisi diye başlıyordu değili telgraftaki yazı. Hazar tezigecesi, Vesminister Gador Finso kanındaki evinde öldürülen Bay Edoardo Luka'sın cinayeti üzerindeki esrar perdesini kaldıracak netelikte bir keşifte bulundu. Okuyucularımız öldürülen adamın odasında bıçaklanmış halde bulunduğunu ilk başta uşağından kuşkulanıldığını ama onun suçsuz olduğunu ortaya çıktığını hatırlayacaklardır. Dün öleden sonra, madem Henry Forney olarak bilinen ve Austar Least sokağındaki bir villada oturan bir bayan çıldırmış olduğu gerekçesiyle hizmetçileri tarafından otoritelere teslim edildi. Yapılan tedkik sonucunda hamfendinin gerçekten de tehlikeli ve kalıcı bir cinnet geçirdiği ortaya çıkmış.

Madem Henry Forney, Londra'ya yapmış olduğu yolculuktan salı gecesi dönmüş ve Vesminister değişilenen cinayetle bağlantılı olduğunu gösteren kanıtlar var. Fotoğrafların karşılaştırılması ile Mr. Henry Forney ile Edward Lucas'ın aynı kişiler olduğu ve makdülün Londra'da ve pariste olmak üzere ikili bir hayat sürdüğü ortaya çıkmış. Amerika kökenli olan madem Henry Forney'in son derece heyecanlı bir kişiliğe sahip olduğu belirtiliyor ve geçmişte kız kanslık sebebiyle cinnet geçirmiş olduğu biliniyor. Londra'da günlerdir manşetlerden düşmeyen korkunç cinayeti bu kız kanslık krizlerinden birinin etkisinde iken işlediği düşünülüyor. Ham Fendi'nin pazartesi gecesi nerede olduğu henüz tespit edilmiş değil. Ama çılgınca hareketleri ve tuhaf bir dış görünüşe sahip olup onun tarifine uyan bir kadının salı sabaha Kering Kroz istasyonunda görüldüğü kesinleşmiş durumda. Ham Fendi'nin böylesi çılgın bir durumdayken cinayeti işlemiş olduğu düşünülüyorsa da cinayeti görmüş olmasının da mutsuz kadının aklını yitirmesine sebep olmuş olması mümkün.

Şimdilik geçtiğimiz günlerle ilgili tutarlı bir ifade veremeyecek durumda ve doktorlar aklını toparlayacağına dair herhangi bir umut beslemiyor. Evet Holmes bu konuda ne diyorsun diye sordum kendisi kahvaltısını tamamlarken yazı yoğuna yüksek seslokuduktan sonra. Sevgili vatsın diye cevap verdi masadan kalkıp odada turlamaya başlayarak gerçekten da çok sabırlı birisine ama bu son üç gündür sana bir şey anlatmadıysem anlatacak herhangi bir şeyimin olmamasındandır. Paristen gelen bu haber bile pek yardımcı olamaz. Adamın ölümüne gelince önemli bir nokta olduğunu kabul edersin herhalde. Adamın öldürülemesi gerçek görevimizin yanında çok küçük bir şey zincir de önem siz bir halka. Avrupa'da bir felaketin patlak vermemesi için şu belgeyi bulmak zorundayız. Son üç gündür sadece bir tek önemli olay gerçekleşti ve bu da henüz hiçbir şeyin olmamış olmasıdır. Bakanlıktan saat başı haberi oluyorum ve Avrupa'nın hiçbir yerinde herhangi bir sorun olduğuna dair bir belirtiyor. Evet bu mektup piyasada olsa hayır bu mümkün değil ama piyasaya çıkmadıysa nerde peki?

Kimin elinde neden bekletiliyor? İşte bu soru beni yiyip bitiriyor. Lucas'ın mektubun kaybolduğu gece öldürülmüş olması gerçekten de bir tesadüf müydü? Mektup onun eline geçti mi hiç? Geçtiyse kevıtların arasında neden bulunamadı? Deli karısı giderken onu yanında mı götürdü? Öyleyse şimdi paristeki evinde mi? Fransız polis güçlerini şüphelerini uyandırmadan mektubu nasıl arayabilirim? Bu vakada sevgili dostum, kanunun güçleri de en azından suçlunun kendisi kadar tehlikeli. Meydana gelebilecek zarar inanılmaz boyutlarda olduğu halde herkes bize karşı. Başarıyla sonuçlandıracak olursam, kar yerimde varabileceğim en uç noktayı teşkil edecek bir vakabı. Ah işte ola yerinden yeni haberler geliyor. İçeri gönderilmiş notu hızlı okudu, Vaycanına. Lestiyet ilginç bir şeyler keşfetmişe benziyor, şapkan alvatsın, besmenı stira gidiyoruz. Cinayet saynesini ilk kez görüyordum. Yüksek, karanlık, öncepesi darbereyip.

Tıpkı ona doğum veren yüz yıl gibi biçimci, resmi ve katı. Öndeki penceresinde, Lestredin Bulldog biçimli yüzü görünüyordu ve uzun polis memuru kapıya açıp bizi içeri aldıktan sonra da bize sıcak bir şekilde karşıladı. İçinde bulunduğumuz o da cinayetin işlenmiş olduğu yerde, ama halıda görülen iğrenç bir leke haricinde suçtan geriye hiçbir iz kalmamıştı. Halı oda'nın ortasında bulunan kare biçimli bir kilimdi ve etrafı güzelce cilli alanmış, kare biçimli çok hoş parkelerle döşenmişti. Şöminenin üzerinde silahlardan oluşan çok gösterişle bir koleksiyon bulunuyordu ve felaket gecesinde bu silahlardan biri kullanılmıştı. Pencerenin yanında görkemle bir yazımasası vardı. Daire de keyşyaların tümü, resimler, halılar ve duvar süsleri, en ufa kayrıntısına kadar kadınısı denilebilecek kadar lüks bir zevkansıtıyordu. Paristan gelen haberleri gördün mü? diye sordu Le Strade. Holmes evet anlamında başını sağladı.

Fransız dostlarımız olayı tam 12'den vurmuşa benziyor bu sefer. Söyledikleri gibi olduğuna hiç kuşku yok. Kadın kapıyı çaldı. Büyük ihtimalle sürpriz bir ziyaretti. Çünkü adam hayatını en ince arıntısına kadar dikkatli cep planlayan biri. Kadın içeri aldı. Onu sokağın ortasında bırakamazlı tabii. Kadın onun izini nasıl bulmuş olduğunu anlattı. Sitem etti. Olaylar birbirini izledi ve çok geçmeden kadının elindeki hançerle son nokta kondu. Her şey bir anda olup bitmedi tabii. Çünkü buradaki sandalyaların hepsi köşeye çekilmiş. Ve adam sanki kendini kadından korumak için onu kullanmış gibi sandalyalardan birini hala tutuyordu bulunduğunda. Her şey sanki kendi gözlerimizle görmüşüz gibi açık ve net. Holmes şaşkınlıkla kaçlarını kaldırdı. Ve sen yine de beni çağırttın. O evet bu apayre bir konu. Önepsiz bir olay ama tam da senin ilgineneceğin şeylerden biri. Hani bilirsin garip seni sevdiğin tuhaflıklardan. Olayın asla ile hiçbir ilişkisi yok.

Görünüşe bakılırsa ilişkisi olamaz en azından. Nedir peki? Şey bilirsin böyle bir cinayetten sonra her şeyi yerli yerinde bırakmak konusunda çok ditiz davranıyoruz. Hiçbir şeyin yeri değiştirilmedi. Polislerimiz gece gündüz nabet tuttu. Bu sabah adam gömülüp de araştırma tamamlandığında en azından bu odaya gelince tamamlanmış sayıldığında ortalığı toplayabileceğimizi düşündük. Şu halıyı görüyor musun? Yere yapışık değil. Sadece öylece serilmiş. Onu yerinden kaldırdığımızda ne bulduk tahmin edemezsin. Evet ne buldunuz? Holmes'un yüzü endişeyle gerildi. Eminim yüz yıldışın sen de bulduğumuz şeyin ne olduğunu bilemezsin. Halıdaki lekiği görüyor musun? Peki alakanın büyük bir kısmı halının altına geçmiş olmalı öyle değil mi? Buna hiç kuşku yok. Evet ama yerde buna dair hiçbir izin olmadığını söyleyemilirim. Hiç izli yok mu? Ama olmalı. Olmak zor. Evet herkes aynı fikirde ama gerçekler öyle olmadığını gösteriyor işte.

Halının bir ucunu kaldırıp söylediklerinin doğruluğunu gösterdi. Fakat kan halının altına tamamen geçmiş bir iz bırakmış olmalıydı. Leastrate ünlü uzmanın kafasını karıştırmış olmanın sevinciği ile kıkır duyordu. Şimdi sana nedenini göstereceğim. İkinci bir leke gerçekten var ama halıdaki ne uymuyor? Gel de kendin bak. Leastrate konuşurken halının başka bir köşesini kaldırdığı ve büyük kırmızı leke işte orada. Açık renkli döşeminin üzerindeydi. Bundan ne çıkarıyorsun Bay Holmes? Bu son derece basit değil mi? Lekelerin birbirine uymamasını sebebi halının çevrilmiş olmasından kaynaklanıyor. Kare biçimli olduğundan bu kolay bir işti kuşkusuz. Halının çevrilmiş olduğunu söylemen için resmi polisinin sana ihtiyacı yok Bay Holmes. Bu gayet açık zaten. Çünkü halı yaşu şekilde serersen işte lekeler birbirinin üzerinde. Bilmek istediğimiz bunu kimin yaptığıdır ve neden? Holmes'un gerilmiş yüzüne baktığımda içten içe heyecandan titrediğini görebiliyordum. Bir dakika Leastrate dedi.

Geçtiğimiz günler boyunca hallede ki polis memurumu sorumluylu bu yerden. Evet başnabetçidir kendisi. O zaman tavsiye medine onu sorgulamanı istiyorum. Burada bizim önümüzde değil. Biz burada bekleriz. Onu arka odaya götür. Yalnız olursanız itiraf etmesi daha olası. Bu odaya birilerini sokmaya ve onları yalnız başlarına bırakmaya nasıl cüret ettiğini sor. Böyle bir şey yapıp yapmadığını sorma. Biliyormuş gibi davran. Birinin buraya girmiş olduğunu bildiğini söyle. Üzerine git. Ona tek çaresinin tam biri itiraf olduğunu söyle. Hadi dediklerimi aynen yap. Vay canına. Eğer gerçekten bir şey biliyorsa her şeyi anlatmasını sağlayacağım. Diyeborda Leastrate. Hole fırladı ve birkaç dakika sonra kabase sarko odalardan birinden gelmeye başladı. Şimdi vatsın. Şimdi. Diyeborda honz. Heyecandan çıldırmak üzereymiş gibi. Umursaması tavırlarının ardında saklanan çılgın adamın enerjisi birden bir apatlak vermişti. Halıyı yerden fırlattı ve hemen ellerinin dizlerinin üzerine çöküp halının altındaki

karileri tırmalamaya başladı. Bir tanesi honz tırnaklarını kenarına gömdüğü sırada yana kaydı bir kutunun kapıymışçası laçıldı. Altında küçük bir çukur beylermişti. Honz hemen elini içine dağılırdı. Ama sonra hayal kırıklığını anlatan bir sesle geri çekildi. Çukur boştu. Çabuk vatsın çabuk. Her şeyi hemen yerine koymalıyız. Tattaka pak yerine kondu ve Leastrate'nin sesi Holdi duyulduğu sırada kilimde ancak yerine konmuştu. Honz canı sıkılmış bir halde şömineye yaslanmış, bastırmayı başaramadığı esnemelerini saklamak için elinden geleni yapıyordum üfettiş odaya girdiği sırada. Seni beklettiğim için üzgünün Bay Honz, bütün bunların seni sıkıntıdan öldürdüğünü görebiliyorum. Neyse, haklıymışsın, adamımızı itiraf etti. Hadi buraya gel, Mac Persin. Buradaki baylar da duymak istiyor, affetilmez davranışlarını. Çok üzgün ve çok terlimiş görünen uzun boylu polis memuru odaya girdi. Kötü biniyetim yoktu efendim, gerçekten genç kadın dün gece kapıya geldi, evleri karıştırmış.

Öyle söyledi. Sonra sohbet etmeye başladık, bilirsiniz bütün gün çalışınca yalnızlık çekiyorsun. Eee, sonra ne oldu? Suçun işlendiği yeri görmek istedi. Gazetelerde her şeyi okumuştu tabii. Çok saygıde her dedi, düzgün konuşan eğitimle bir bayandı ve bir göz atmasında istakınca görmedim. Halıdaki şurlekeyi gördüğü anda yer edişti. Ölmüş gibiydi, arka taraftan koşup biraz su getirdim ama onu kendine getiremedim. Bunun üzerine köşede gidükkana koşup biraz beren de aldım ama geri döndüğüm zaman kadın kendine gelmiş ve gitmişti. Herhalde uyanmıştı, beni görmeye cesaret yoktu. Peki ikilimin yerinden oynamış olmasından edeceksin? Şey efendim, ben döndüğümde gerçekten de biraz oynamıştı yerinden. Kadın üzerine düşmüştü, anlıyorsunuz değil mi ve halıda onun yerine tutacak hiçbir şey olmadan cilalanmış bir yerde serili. Onu hemen düzelttim. Bu sana ders olsun memurmak versin, beni aslakandıramazsın. Dedi Leastrate Asılcı. Görevini ihmal ettiğinin hiç anlaşılmayacağını sandın tabii. Oysa kilimetek bir bakış atmakla odaya birini almış olduğunu hemen anladım.

Herhangi bir şey eksik olmadığı için şanslasın bayım, yarın bir trafik polisi olarak açardığın gözlerini. Seni bu kadar önem siz bir iş için çağırdığım için üzgünün Bayhorms ama birinci lekenin ikincisine uymamasının sana ilginç geleceğini düşünmüştüm. Son derece ilginçti. Sözün ettiğin kadın buraya sadece bir kez mi geldi memur bey? Evet efendim, sadece bir kez. Peki ikimi olduğunu söyledi mi? İsmili bilmiyorum efendim. Dakti loya zarlayıyla ilgili bir ilan için gelmişti ve numarayı şaşırmış. Çok hoş, zarif, genç bir hamfen deydi efendim. Uzun boylu güzel. Evet efendim, uzun boylu genç bir anımda. Sanırım güzel denilebilir. Hatta çok güzel bile denilebilir. Hütfağın memur bey bir kerecik bakayım dedi bana. Tatlı dilli biriydi yani kafasını kapıdan uzatmasına izin vermenin bir zararı olmaz diye düşünmüştüm. Nasıl giyinmişti? Çok sağdi efendim. Ayaklarına kadar uzanan bir mantovardı üzerinde. Saat kaçtı? Karanlık yeni çöküyordu. Ben birenliyle geri dönerken lambaları daha yeni yakıyorlardı.

Çok güzel, dedi honz. Hadi gel vatsın. Galiba başka bir yerde daha önemli işlerimiz var. Evden çıktığımız sırada, lesret önölde kaldı ve pişman polis memuruda bize kapıyaştı. Honz, Merve'nin basamalında geri dönüp elinde tuttuğu bir şeyi polis memuruna gösterdi. Adam kocaman gözlerle nesneye baktı. Aman Tanrım, diyatıldı. Yüzünde şaşkın bir ifade ile. Honz parmalına dudaklarına götürdü ve diğer elene cevine koydu. İkimiz sokaktan aşağıya yürümeye başlarken birden kalkkalarla gülmeye başladı. Mükemmel dedi. Gel dostum, perde kalkıyor. Artık oyunun son bölümü sahneliniyor. Savaş çıkmayacağını duymak seni rahatlatacaktır herhalde. Saygı da yaratıralayımlı hop, olan üstü kar yerinde ilerlemeye devam edecek. Saygısı sökümdar, saygısızlığından dolayı cezağı almayacak. Başbakanımız Avrupa ile sorun yaşamayacak ve ikimiz, işimiz o ustalıkla yapabilirsek. Çok ilerent sonuçlar doğurmuş olabilecek bu olaydan, kimsenin kılına bir zarar gelmeden kurtulabileceğiz.

Kafamda bu inanılmaz adama karşı hayranlık dolu düşünceler oynuyordu. Bakayı çözmüşsün, diye haykırdım. Henüz değil, vatsın, hâlâ gizemini koruyan birkaç olay var. Neyse, şimdi de no kadar çok şey biliyoruz ki, gerisini öğrenemezsek, bu sadece ve sadece bizim beceriksizliğimizin spate olur. Şimdi hemen white altı arasa gidiyor, olaya bir nokta koyuyoruz. Avrupa içişleri bakanının evine vardıığımızda, Şarluk Holmes'un görmek istediği kişi Lady Hill'a Tralevny hoptu. Oturma odasına davet edildik. Bay Holmes, dedikadın yanatları kızgınlıkla kızarmış bir halde. Bu son derece haksız ve centinmenliğe sığmayan bir davranış. Size özellikle bilirtmiştim. Koca'nın, onun işlerine burnunu soktuğunu düşünmesin diye ziyaretimin gizlik alması gerekiyordu. Bun ara hemen buraya kadar gelip, aramızda bir tanışıklık olduğunu gösteriyorsunuz. Ne yazık ki başka çarem yoktu madem. İnanılmaz derece dönemli bir belgeyi bulup, bakanın eline teslim etmekle görevlendirildim. Onun için madem, mektubu hemen bana vermenizi istemek zorundayım.

Lady, güzel yüzündeki kambir anda çekilirken hızla yağ fırladı. Bakışları donuklaştı, sendeledi, bayılacağını düşündüm. Büyük bir çaba göstererek kendini toparladı ve yüzünde oluşan, hayret ve öfke diğer tüm duyguları hatlarından sildi. Bana hakaret ediyorsunuz Bay Holmes. Hadi, lütfen madem, bunlar işe yaramaz. Mektubu bana verin. Bayan hop zili atıldı. Uşalım size çıkış yolunu göstersin. Zili çalmayın, Lady Hill'da. Çaldığınız takdirde bir sıkandalayın, gel demek için verdiğim bütün uğraş boşunu olacak. Mektubu bana verirseniz her şey tekrar yoluna gelecek. Benimle iş birliği yapmanızı öneririm. Aksal de sizeyle vermek durumunda kalacağım. Beni korkutmaya çalışıyorsunuz. Gelip de bir kadını ezmek pek erkekçe bir davranış değil Bay Holmes. Bir şey bildiğinizi söyleyip duruyorsunuz. Nedir bildiğiniz? Lütfen oturun madem. Düşerseniz bir yerin zacı tıacaksınız. Siz otorana kadar bir kelime daha etmeyeceğim. Teşekkür ederim. Size beş dakika veriyorum Bay Holmes. Bir dakika yeterli olacaktır Bayan Hill'da.

Eduardo Lucas'a yaptığınız ziyaretten haberdarım. Belgeyi ona verdiğinizi, dün gece odasına yaptığınız dahi yani dönüşü ve halının altındaki saklama yerinden mektubu nasıl aldığınızı da biliyorum. Hayalet görmüşe benzeyen Bayan Hill'da gözlerini Holmes'tan ayıramıyordu ve konuşmadan önce iki kere yutkundu. Siz delisiniz Bay Holmes delisiniz diye bağırdı sonunda. Holmes, Ceminden küçük bir parça karton çıkardı. Bir portreden kesilmiş bir kadının yüzüyü. Faydalı olabileceği düşüncesiyle bunu bir süredir yanımda taşıyordum. dedi. Polis memoroğunu tanıdı. Kadın şaşırarak kısık bir çılık attı ve kafası arkaya düştü. Haydi Bayan Hill'da mektub sizde hala yanlışınızı düzeltebilirsiniz. Başınıza bittert açmak gibi bir düşüncem yok. Kayıp mektubu kocanıza geri verdiğim zaman görevim sona ermiş olacak. Tafseyemi dinleyin ve bana karşı dürüst olun. Tek şansınız bu. Cesareti hayranlık uyandırıcıydı. Şimdi bile pes etmiyordu. Size tekrar söylüyorum Bay Holmes saçma bir ilivziyonun etkisinde olmalısınız.

Holmes sandalyesinden kalktı. Sizin adınıza üzgünün Bayan Hill'da. Elimden geleni yaptım. Boşunu uğraştığımı görebiliyorum. Holmes zili çaldı ve Uşak odaya girdi. Baytıralayım ne hop evdeler macaba. Evde olacak efendim. Saat on bir açı erek kalah. Holmes saatine baktı. Al 15 dakika sonra. Dedi. Peki ala bekleyeceğim. Uşak kapı yarkasından henüz kapatmıştı ki Bayan Hill'da dizleri üzerinde Holmes'un ayaklarının dibini atılmıştı. Hellerini uzatmış. Yükaria çevrilmiş olduğu güzel yüzü gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Ah, acıyım bana. Bay Holmes acıyım bana diye yalvarıyordu. Çıldırmış bir halde. Tanrı aşkına onu anlatmayın. Onu öylesine seviyorum ki onu üzmektense ölmeyi yaylarım. Yaptığım onun asil kalbini paramparcı edecek. Biliyorum. Holmes yerinden kalkmasına yardım etti. Madem son anda aklınıza başınıza aldığınız için çok mutluyum. Kaybedecek zamanımız yok. Mektup nerede? Bayan Hill'da bir yazı masasının yanına fırladı. Kereliğine açtı ve uzun mavi bir zarf çıkardı.

İşte burada Bay Holmes onu hiç görmemiş olmayı dilerdim. Nasıl geri verebiliriz bunu diye mirıldanda Holmes kendi kendini. Çabuk bir yol bulmalıyız. Mektup'un durduğu kutu nerede? Hala yatak odasında. Ne büyük şans. Çabuk madem onu buraya getirin. Bayan Hill'da birkaç saniye sonra ilinde düz kırmızı bir kutuyla geri dönmüştü. Daha önce bunu nasıl açmıştınız? Bir yanatarınız mı vardı? Tabii ki vardı. Hadi açın. Baharından küçük bir anahtar çıkarmıştı Leyli. Kutunun kapığa açıldı. İçi keğatla doluydu. Holmes mavi zarfı keğat domarının ortasına başka bir belgenin sayfalarının arasına sokuşturdu. Kutu kapatılıp gülitlendi ve yatak odasındaki yerine geri yollandı. Evet artık kocanız için hazırız. dedi Holmes. Hala on dakika mıs var? Sizi gizleme geçin büyük bir özveride bulunuyorum Bayan Hill'da. Karşılığında siz de bana bu ilginç meselenin İç yüzünü anlatacaksınız. Bay Holmes, size her şeyi anlatacağım. diye haykırdı kadın. Ah Bay Holmes, onu acı vermektense sahilimi keserdim.

İnan, kocasını benim kadar seventek bir kadın daha yokturlu onlara da. Ama neler yaptığı mı öğrense? Neler yapmak zorunda bırakıldığı mı öğrense? Hayır. Hayır zorla yaptığı mı bilse bile beni yine de asla afetmezdi. Onur'u onun için her şeyden önce gelir. Bana yardım edin Bay Holmes. Bakluluğum onun mutluluğu hayatlarımız söz konusu. Çabuk olunmadan zamanımız azalıyor. Benim bir mektubumdu Bay Holmes. Evlenmeden önce yazdığım düşüncesiz bir mektup. Heyecanlı, aşik bir kızın yazmış olduğu aptalca bir mektup. Kimseye zarar vermek istemedim. Ama kocam yine de bunu bir suç olarak görecekti. O mektubu okuyacak olsa bana olan güveni sonsuza kadar yok olurdu. Yıllar geçti o mektubu yazalı. Her şeyin unutulduğunu düşünüyordum. Biriden bir bu adamdan, Lukas'tan haber geldi. Mektup onlaymış ve onu kocama verecekmiş. Ondan merham ettilerim. Bana kocamın odasındaki kutuda bulunan belli bir belgeyi getirdiği taktirde mektubumu bana geri vereceğini söyledi.

Hofist'e mektubum varlığından bahsetmiş olan bir casusu varmış. Kocama bir zarar gelmeyecek konusunda bana söz verdi. Kendinizi benim yerime koyun Bay Holmes. Ne yapabilirdim ki? Kocanızda gerçeği anlatabilir deniz. Bunu yapamazdım Bay Holmes. Bu mümkün değildi. Bir yandan her şeyin sonuymuş gibi geliyordu. Diğer yandan ise her ne kadar korkunç olsa da kocamın keğatlarını çalmak vardı. Politika konusunda sonuçları anlayamazken aşk ve güven konusuna gelince sonuçlar bana fazlası ile ne etti. Benden isteneni yaptım Bay Holmes. Kocamın anahtarlarının bir baskısını çıkarttım. Lukas'tan adam da bundan bir kopya anahtar çıkardı. Kutuya açtım, belgeyi aldım ve onu Godolfinsok'aına götürdüm. Orada neler oldu madem? Anlaştığımız gibi kapıyı çaldım. Kapıyı Lukas açtı. Peşinden giderek odasına girdim. Ama arkamdaki holun kapısını aralık bıraktım. Çünkü onunla yalnız kalmak beni korkuttu. Ben giderken dışarıda bir kadın gördüğümü hatırlıyorum. Lukas'la işimiz uzun sürmedi. Benim mektubum masasındaydı.

Ve ben ona belgeyi verince o da bana mektubumu verdi. Tam o anda kapıdan bir ses geldi. Hölde birinin ayak sesleri duyuldu. Lukas kilimi çabukak çevirip belgeyi bir saklama yerine sokuşturdu ve yeni üstüne örtti. Sonra olanlar bir kabustan farksız. Esmer çılgın bir yüz lelgili bir takım görüntüler geliyor gözümün önüne. Bir kadın, Fransızcı olarak bekleyişin boşuna değildi. Sonunda sonunda seni onunla yakaladım diye bağırıyordu. Aralarında korkunç bir boğuşma yaşandı. Lukas'ın elinde bir sandalye, kadının kinleyse bir bıçak parıldıiyordu. O korkunç sahneden korkun çeviden var gücümle koşarak uzaklaştım ve ancak ertesi günü gazetelerden öğrendim dehşet vereci gerçeği. O gece mutluydum, çünkü mektubumu geri almıştım ve henüz gelecek günlerin neler getireceğini bilmiyordum. Ertesi sabah anladım ki, yaptığım sadece bir belayı başka bir belayla değiştirmekmiş. Belginin kaybıyla kocamın yaşadığı hızdır abini mahfetti. Ayaklarına kapanıp yaptıklarımı anlatmamak için kendimi zor tuttum.

Ama bunun anlamı geçmişimle ilgili itirafta bulunmaktı ve bunu yapamazdım. O sabah size geliş sebepim yaptıklarımın nasıl bir sonucu olacağını iyice anlamaktı. Meseli yanladığım anda aklım, sadece ve sadece kocamın kıladığını geri almak üzereyi oğunlaştı. Lukas'ın onu sokuşturduğu delikte olmalıydı hala. Çünkü o korkunç kadın odaya girmeden hemen önce saklamıştı onu. Kadın gelmiş olmasaydı belgeyi nereye sakladığını asla bilemeyecektim. Peki ama eve nasıl girecektim? İki gün boyunca evi izlediği semde kapı asla açık bırakılmıyordu. Dün gece son bir denemede bulundum. Yaptıklarımı ve nasıl başarılı olduğumu zaten biliyorsunuz. Kâğıdı buraya getirdim ve suçumu kocama itiraf etmeden onu geri vermemin imkansız olduğunu düşündüğüm için de onu yok etmeyi düşünüyordum. Tanrım, işte kendisi de geliyor. İç işleri bakanı heyecan noda'ya daaldı. ''Yeni bir haber mi var Bay Holmes?'' diye bağırdı. ''Pazı umutlarım var.'' ''Aaht, Tanrı Yaşıkırlar olsun.'' Adamın yüzü aydınlandı.

Başbakan da benimle öyle yemeği yiyecekti. Umutlarınızda o da paylaşabilir mi? Çirikten sinirleri vardır o adamın. Bunlar hemen korkunç olaydan beri neredeyse hiç uyumadığını biliyorum. Yakops, başbakanı yukarı çıkar. Sana gelince hayatım korkarım ki bu politik bir konu. Birkaç dakika sonra yemek odasında sana katılırız. Başbakanın hareketleri son derece kontrollüyordu. Ama gözlerindeki ışık ve kemikle ellerini oğubuşturması, genç meslek taşının heyecanını paylaştığı konusunda o neyle veriyordu. Anladım kadarıyla haberleriniz var Bayhorns. ''Haberler henüz tamamıyla negatif.'' diye cevap verdi dostum. Belginin bulunabileceği her noktaya araştırdım ve tehlikeli bir durumun söz konusu olmadığından eminim. Fakat bu yeterli değil Bayhorns. Böyle bir yanardığın üzerinde yaşamaya devam edemeyiz. Kesin bilgileri ihtiyacımız var. Evet, kesin bilgiler edinebileceği mi dair umutlarım var? Onun için buradayım. Doğrusunu isterseniz, Meseli ne kadar düşünürsem mektubun bu evden hiç çıkmadığından o kadar emin oluyorum. Bayhorns.

Çıkmış olsa şimdiye kadar bunu kesin kest duyardık. Fakat biri onu burada saklamak için neden almış olsun ki? Birinin onu buradan aldığını o kadar emin değilim. O halde kutundan çıkmış olmasını nasıl açıklıyorsunuz? Kududan çıktığından da o kadar emin değilim. Bayhorns, şaka yapmanın zamana değil, kududu olmadığını size söylemiştim. Sallı gününden beri kutunuzda baktınız mı peki? Hayır, buna gerek duymadım. Kehadı görmemiş olabilirsiniz. Bu mümkün değil. Ben bundan yine de emin değilim. Böyle şeylerin olduğuna daha önce şahit olmuşumdur. Kutuda başka keatler de vardır herhalde. Onların arasına karışmış olabilir pek hala. En üstteydi. Belki de biri kutuyu salladı da mektuplar yerinden oynadı. Hayır, hayır kutuyu boşaltıp baktım. Durumu kesinleştirmek çok kolay hop. Dedi başbakan kutuyu buraya getirelim. Bakan zili çaldı. Yakops yatak odasındaki kutuyu getirir misin? Bu gerçekten de tam anlamıyla boşan zaman arcamak. Ama sizi başka bir şey tatmeyin etmeyecekse yapılacak tabii.

Teşekkür ederim yakops. Onu masaya koyabilirsin. Anadları hep saat zincirimle duruyor. İşte bakın gördüğünüz gibi keatlar burada. Lord Merog'dan bir mektup, Sörchar Sardeden bir rapor, Belgerattan bir bildiri. Rusya Almanya buğday vergileriyle ilgili bir not. Madritten bir mektup. Lord Fuloverstan bir not. Aman Tanrım. Bu da ne? Lord Belincir. Lord Belincir. Başbakan mavi zarfı bakanın elinden kaptı. Evet gerçekten de o ve mektup da içinde hop seni tebrik ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Üzerimden nasıl bir yük kalptı bilemezsiniz. Ama bu inanılmaz. İmkansız bir şey. By Holmes. Siz bir sihir bastınız. Bir büyücü. Orada olduğunu nereden biliyordunuz? Çünkü başka hiçbir yerde olmadığını biliyordum. Gözlerimi inanamıyorum. Sevincinden çıldırmış bir halde kapıya koştu. Karım nerede? Her şeyin yoluna girmiş olduğunu ona söylemeliyim. Hilde, hilde diye boğuran sesini duyduk merdivenlerdi.

Başbakan ışıldalı gözlerle Holmes'a baktı. Hadi ama. Dedi. Bu meseleliğinin altında görünenden fazlası var. Bu mektup kutuya nasıl geri döndü? Holmes gülümseyeerek başbakanın merak dolu araştıran bakışlarını karşıladı. Bizim de kendimize göre diplomatik sırlarımız vardır. Dedi. Sonra da şapkısını alarak kapıya yöneldi.

More episodes

More from Sherlock Holmes

View all episodes →