
About this episode
No show notes were published with this episode.
Get every episode summarized
Each time Sherlock Holmes publishes, we email you a written briefing from the transcript — the topics, who appeared, and any specific claims, with the ad reads skipped.
Email me new episodesFree for 3 shows. No card needed.
Hosts & guests
Transcript ready
1,408 searchable segments. Every word is indexed and playable.
Full transcript
Sherlock Holmes — 05. Sherlock Holmes - Beş Portakal Çekirdeği. Machine-transcribed; use the interactive transcript above to jump the player to any line.
Söl Artur Konan Doyul. Şarlokombs. 5 Portakal çekirdiği. 1882, 1890'ın yıllar arası. Şarlokombs vakalları ile ilgili aldığım notlara bakınca o denli çok sayıda garip ve ilginç olaylar olduğun görüyorum ki aralarından birini seçmekte zorlanıyor. Bazıları gazetelerde iyi imlandı. Bazıları ise hiç günü şığı görmedi. Benim amacımda bu ikincileri anlatmak. Kimi vakalar, Holmes'un analetic yeteneklerini zorladı ve yazılı bir anlatım için uygun değildi. Kimileri de mutlak mantık sal kanıtlara ulaşamadan yer mi kaldı? Fakat bir tanesi var ki bazı noktaları aydınlanmadı, belki de hiçbir zaman aydınlanmayacağı halde ayrıntılarıyla o denli ilginç ve sonucuyla da bir o kadar şaşırtıcıydı ki bu vakayı size anlatmadan geçemem.
1887 yılında kaydına tuttuğum önemli önemsiz birçok vakal oldu. Bu 12 aylık zaman diliminde kayıtlarımı topladığım başlıklar arasında, paradolu çember macerasının, bir mobil yağatölesinin alt katında lüks bir kulüpleri olan, amatör dilenciler topluluğu olayını, İngiliz gemisi Sofi Anders'in'in kayboluşunun, ufua adasında geçen grais petr sınların macerasını ve son olarak çembervel zehirlenme vakasını sayabilir. Hatırlanacağı üzere bu son vakada Sherlock Holmes ölü adamın saatini ayarlayarak iki saat önceden kurulduğunu ve maktolun yatağı bu saatte girdiğini spade etmişti. Bütün bunlara da bir gün mutlaka anlatırım, ama bunların hiçbiri şimdi kalemi elime alıp anlatmaya başlayacağım hikayedeki kadar garip bir olaylar zincirine sahip değildir herhalde.
2.0 fırtınalarının çıkmaya başladı elinin son günlerindeydik. Gün boyuruzgar ıslık çalıyor, yağmur pencerelere çarpıyordu. İnsan bu büyük model vondurada bile bir an için olsun hayatın rutininden kurtularak kafesinde başlayı bir hayvan gibi uygarlığın arkasından insan olduğuna kükreyen bu büyük doğa güçlerini düşünmeden edemiyordu. Akşam olduğunda kurtına daha daş iddentlendi ve rüzgar bacalarda ıslık çalmaya başladı. Sherlock Holmes şömülenin bir ucunu oturmuş dalgın dalgın suç kayıtlarını incelerken bende öteki uca oturmuş kılar kresilin ve kuzluğunu diniz maceralarından birin okumaya çalışıyordu. Tışardaki fırtınanın ve yağmurun sesi okuduğun kitabdaki diniz dalgalarına karışıyordu. Karım birkaç günlüğüne annesiniz diyarete gitmişti. Bu yüzden ben yine bey kır sokağındaki eski evimde kalıyordu. ''Hıh'' dedim dostumaba karak.
''Bu silin sesi değil mi?'' ''Bu saatte kim olabilir ki? Belki de bir arkadaşım senden başka yok.'' diye cevap verdi. Misafirlerip eksemem. Bir müşter o zaman. Eğer öyleyse ciddi bir mesele olmalı. Başka türlü hiçbir kuvvet bir adamı böyle bir günde ve saatte dışarı çıkaramaz. Belki de bizim ev sahibesinin arkadaşlarından biridir. Şarlı Konus tahmininde yanılıyordu. Çünkü korudur da duyulan ayak sesleri inden sonra kapımız çalındı. Uzun koluyla lambayı çevirerek, misafirin oturacağı boş sandalilerden birini aydınlatacak şekilde yerleştirdi. Girin dedi. İçeri 22-23 yaşlarında iyi giyimli ve zarif görünümlü genç bir adam girdik. Üstünden solarakan şempsiyesiyle uzun parlak yağmurluğu dışarıda ne kadar kötü bir havu olduğunu gösteriyor. Lambanın ışığında endişelik özleri ve solgun yüzü belli oluyordu.
Büyük bir derdin altında izilmiş gibi görünüyordu. «Size bir özür borçluyum, dedi. Altın kelebek gözüklerini gözlerine tutarak. Umarım rahatsız etmiyorumdır. Bakın, odanıza dışarıdaki fırtına ve yağmurdan izler getirdim bile. «Paltonuzu ve şemsiye nizalayım, dedi honz. Askıda dururlarsa hemen kururlar. Anladım kadarıyla gün ey badıdan geldiniz. Evet, harçımdan. Bu ayakkabılarınızdaki kil ve çamur karışımından anlaşılıyor. Bir konuda tavsiyenizi almaya geldim. Orası kolay ve yardımınızı. Bakın, bu her zaman kolay değildir işte. Sizin hakkınızda söylenenleri duydum. Bimbaşı prender skat, onu tanker Wilkulübü Skandalından nasıl kurtardığınızı anlattı. Ağ tabi, hile yaptığı düşünülerek haksız yere suçlanmıştı. Her şeyi çözebileceğinizi söyledi. Bir az abartmış. Asla yenilmediğinizi.
4 kez yenildim. 3 kez erkeklere bir kez de bir kadına. Ama başarılarınızın sayısıyla karşılaştırınca nedir ki? Genelde başarılı olduğum doğrudur. O zaman benim sorunumda da aynı başarıyı gösterebilirsiniz. Lütfen sandalinizi şöyle ateşin yanına getirin ve hikayenizi bütün ayrıntılarıyla anlatın. Sıradan bir hikaye değil benimkisi. Hiç bir üde iller. Ben başvurulacak sonra derizim zaten. Bütün bu tecrübelerinize rağmen, ailemin başına gelenler kadar gizemli bir olaylar zincir ile karşılaşıp karşılaşmadığınızı merak ediyorum doğrusu. İlgiyle karşılarım, dedi Holmes. Lütfen şimdi ta en başından itibaren, gerikli bilgileri verin ki, sonradan önemli bulduğum bazı ayrıntılar hakkında size sorular sorabilir. Genç adam sandalyesini yaklaştırarak ıslak ayaklarına teşet ettim. Adım, dedi. John Up-N-Shuff.
Ama başımdaki bu belayla adımın hiçbir bağlanısı sıyıp. Atalarımdan gelen bir mesele olduğundan, iyi anlaşılması için en başından anlatmalıyım. Büyük babamın iki oğlu vardı. Amcam Elias ve babamcose. Babamın komintre de, bisikletin icadından sonra büyüttüğü küçük bir fabrikası vardı. Up-N-Shuff patlamaz lastiklerinin patentini aldıktan sonra işi o kadar büyümüştük ki, sattıktan sonra eline yüklü bir miktar para geçmiş. Amcam Elias gençken Amerika'ya göç etmiş ve filorada da toprak işletmiş. Savaş zamanı önce Jackson'ın, sonradan Hulu'un ordusunda bulunmuş ve al bayla kadar yükselmiş. Li silahlarını bıraktığında amcamda çiftlik işlerine geri dönerek, 3-4 yılda ha bu işi yapmış. 1869'da veya 1870'de Avrupa'ya geri dönmüş ve horşan yakınlarında saç tekstek küçük bir arazı almış.
Amerika'da büyük bir servet yapmasına rağmen geri dönmesinin sebebi, zencilere ve onlara toprak veren cumhuriyetçi politikaya karşı oluşuyormuş. Hiddetli çabuk sinirlenen bir adamdı. Sinirlendiğinde az öyle bozulurdu ki çevresindekiler utançtan yerinde bine girerdi. Horşamda yaşadığı sürece, bir kez bile olsun şehre inmediğine emin. Bir bahçesi ve iki üç tane tarlısı vardı. Burada çalışırdı ama bazen haftalarca odasından çıkmazdı. Çok fazla konyak ve cigare içerdi ve kalabalıktan hoşlanmadığından arkadaş istemezdi. Hatta öz kardeşine bile. Benden rahatsız olmazdı, tam aksine hoşlanırdı. Çünkü beni ilk gördüğünde daha on iki yaşında bir çocuklu. Yani amcamın İngiltere'ye gelişinden sekiz yıl sonra, bin sekiz yüz yetmiş sekizde babama onunla kalmam konusunda yalvarırdı. Bana her zaman iyi davranırdı.
Ayıkken tavla ve dama oyunomayı severdi. Uşaklar ve cigare ilişkiler konusunda bana sorumluluk verdi. Ve on altı yaşıma geldiğimde neredeyse evin efendisi olmuştu. Anatlar bende olduğu için onu rahatsız etmediğim sürece istediğim her yere girebilirdi. Tavan arasındaki kilitli oda haricin. Oraya ben de dahil kimsenin girmesine izin vermezdi. Çocuk merakıyla anahtar deliğinden bakardım. Ama öyle bir odada olması beklenen eski sandıklar ve yılınlar dışında bir şey göremezdi. Bir gün 1883'ün Marta'yında albaya yavancı bir ülkeden bir mektup geldi. Ona mektubun gelmesi alışılmış bir şey değildi. Çünkü fotoğruları peşini derdi ve hiç arkadaşı yoktu. İndistan'dan dedi alıp baktığında. Pendiçeri damgalı. Ne olabilir ki? Mektubu aceleyle açtı. Ve içinden beş tane çık kurumuş portakal çekeride
çıktı. Bunu görünce gülmeye başladım. Ama amcamın yüzünün ifadesini görünce gülüşüm dondu kaldı. Dudakları sarpmış, gözleri yerinden fırlamış, rengi kireş gibi benbeğe olmuştu. Elleri titreye rekmek duba baktı. Ve kaka kafeye diye bağırdı. Tanrım. Tanrım günahlarımın cezasını çekiyorum. Neymiş amca diye sordum. Ölüm dedi. Ve masadan kalkarak odasına çekindi. Ölecek kalak almıştım. Zarfı elimi aldığımda tam yapışkanın üstünde kırmızı mirekepli üç tane ardarda ke-harfenin yazılmış olduğunu gördüm. İçinde beş tane kurumuş portakal çekerideğinden başka bir şey yoktu. Bu büyük korkusunun sebebi ne olabilirdi ki? Kahvaltı mazasından kalkarak merdivenleri çıkıyordum ki amcamın bir elinde tavan arasındaki odaya ait olduğunu sandığım paslı bir anatlar. Diğerinde de para kutusuna benzer
pilinç bir kutuyla aşağıya indiğini gördüm. İstediklerini yapsınlar. Onları hala alt edebilirim diyordu. Merye söyle. O damdaki şömineyi yaksın ve harşamdan avukatı çağırsın. Dediğini yaptım. Avukat geldiğinde beni de odaya çağırdılar. Parlak bir ateş yanıyordu. Ve tam ortasında kevıl yanığına benzer bir kül yanı, hemen yanında da kapı açık iki boş halde pilinç kutu duruyordu. Kutuya dikkatle baktığımda kapalığında sabah zafda gördüğüm keharfinin yazılı olduğunu fark ettim. Hayretle. John dedi amcam. Basiyetime şahit olmanı istiyorum. Arazimi olduğu gibi kardeşime, yani babana bırakıyordu. Şüphetsiz o ölünce de sana kalacaktır. Huzur içinde tadını çıkarabilirsen ne iyi. Ama eğer yapamazsan oğlum, tavsiyeme uyu ve onu en azalı düşmanına ver. Sana böyle bir şey verdiğim için üzgünüm.
Ama işlerin nereye varacağını bilmiyorum. Şimdi lütfen, by Fordaman'ın gösterdiği yere imzalan. Söylendiği gibi imzaladım. Ve Avukat belgiyi alarak gitti. Tahmin edeceğiniz gibi, bu karip olay üzerimde derin bir etki yarattı. Ama olanları defalarca enine boyuna bir şey çıkaramadım. Yine de o belirsiz korku duygusunu üstünden tamamen atamadım. Gerçi haftalar geçtikçe etkisi hafifledi ve günlük hayatın rutini devam etti. Ama amcamda değişiklikler olmaya başladığını fark ediyordu. Eskisinden daha çok içmeye ve toplumdan daha da çok uzaklaşmaya başlamıştı. Zamanının çoğunu kapısını içeri denkilitlediği odasında geçiriyordu. Ama bazen sarhoş gibi çıldırmış çasına odadan fırlıyor, elinde tabancası evi alt üst ederek bahçeye fırlıyor ve kimselen korkmadığını, hiç kimsenin
onu bir koyun gibi bir yere tıkamayacağını söylüyor. Bu nöbetler geçtikten sonra hışımla eve giriyor ve ruhunun derinliklerindeki korkuyu teslim olan bir adam gibi, kapıyı kilitliyor ve sürgülüyordu. Böyle zamanlarda en soğuk günlerde bile yüzü tersden sırılsık tam oluyordu. Sabrınızı daha fazla zorlamadan meseleinin öcüne gelir seqbayhons, bir gece yine sarhoş bir şekilde evden fırladı ve bir daha geri dönmedi. Onu arama e çıktığımızda onu bahçenin dibindeki havuzda yüzü sühegömülü halde bulduk. Şiddet belirtesi bulunmadı ve havuzda sadece yarın metrederinliğinde olduğu için jüri amca hın garip davranışlarını da gözününü alarak intihar kararı verdin. Ben onun ölümün düşüncesinden bile korktuğunu bildiğimden nasıl ne olup da bunu yaptığını anlayamadım. Fakat mesele zaman ne unutuldu ve babam harazi ile bankadaki 14.000 siterliğini
aldı. Bir dakika diyerek araya girdi honç. Bu dinlediğim en ilginç hikayelerden biri. Lütfen amcanızın mektubu aldığı ve intihar ettiği iddia edilen tarihi söylermsiniz. Mektub 10 mark 1883 geldi. Hocamda 7 hafta sonra 2 mayıs gecesi öldü. Teşekkür ederim. Lütfen devam edin. Babam horşemdeki arazi aldıktan sonra benim isteğim üzerine her zaman keritti durmuş olan tavan arasını dikkatliceinceliydi. İçindekiler yok edilmiş olmasına arayamın pirinç kutu ordaydı. Kapıon içinde KKK heartleri ve onların altında mektuplar notlar makbuzlar ve bir kayıt yazılıydı. Bunların alvay open şavun yok ettiği kağıtların destes olduğunu düşündü. Bunun dışında tavan arasında etrafa dağılmış kağıtlar ve amcamın Amerika'daki hayatını anladan defterden başka bir şey yoktu. Bazıları amcamın görevinin ne kadar iyi yaptığını ve ne
kadar cesur bir asker olduğunu gösteren savaş zamanından kalma belgelerdi. Diğerler ise güney eyaletlerinin kuruluşu leylgili politik belgelerdi. Amcam zamanında kuzeyden gönderilen ve deninme politik acılara karşı çıkmıştı. Babam 1884'ün başında horşamda yaşamaya başladı. 1885'ün başına kadar her şey yolunda gitti. Fakat bir gün yıl başından 4 gün sonra beraber kahvaltı ederken babamın attığı çığlıkla girildim. Bir elinde yeni açılmış bir zarf, diğerinde ise beş portakal çekirdiği vardı. Alvay ile ilgili ona anlattığım hikayeye başıma şimdi aynı şey onun da başına gelince çok korkmuş ve şaşırmış görünüyordu. Bu da ne demek John diğek kekeli de kalbim donmuştu. KKK dedim. Zarfın içine baktı. Tak kendisi diye bağırdı. Harpler aynı.
Ama üzerinde yazılı olanlar de ne? Keğılıtları güneş satenin üstüne koy. diye okudum. Babamın onuslarının üzerinden. Ne keğılıtları? Ama bahsedilen keğılıtlar yok edilenler olmalı. Hadi canım dedi, cesur görünmeye çalışarak. Uygar bir ülkede yaşıyoruz. Böyle zırvalıklara inanacak değiliz. Nereden gelmiş bu şey? Dan diden diye cevap verdim. Pula bakarak. Bir çeşit eşek şakası dedi. Üneş satıyla keğılıtlarla işimle benim. Böyle saçmalıklara babuş bırakmam. Polisle konuşmalıyız dedim. Sonra da alay konusu olalım. Bak ben yalnız yapayım. Hayır, sana da izin vermiyorum. Böyle zırvalıklar için ortalığı karıştırma. Onunla tartışmak boşunaydı. Kendisi inatçı bir adandır. Ama benim için rahat etmemişti. Mektup geldikten üç gün sonra babam. Porsdown hillde görev yapan arkadaşı binbaşı
free body'i ziyaret etmeye gitti. Gitmesine sevindim. Çünkü evden uzak olduğu sürece emniyette olacağını düşünmüştüm. Ama hemen gelmemir ciayeden bir tergara faldu. Babam çevredeki sarp çukurlardan birine düşmüş, kafasını kırmış yatıyormuş. Ne yazık ki ben yetişemeden öldü. Görünüşe göre karanlıkta free hamdan dönüyormuş. Ve yolu iyi bilmediğinden ve çevresinde çitte olmadığından bir çukura düşmüştü. Ücürü kaza eseri ölüm kararı verdi. Ölümüyle ilgili bütün gerçekler ince edin. Ama bir cinayet olduğuna dair herhangi bir şiddet belirtisi ayakizleri soygun çevrele görülen yabancılar yoktu. Her şeye rağmen ziknemin hiç de rahat olmadığını söylememe gerek yok sanırım. Bunun kötü bir komple olduğuna aşağı yukarı emindim. Mirası böyle sevimsiz bir şekilde aldım işte. Neden elden
çıkarmadığımız sorabilirsiniz. Cevap veriydi. Bu belağının bir şekilde amcamın geçmişinden kaynaklandığını ve tehlikenin beni başka bir yerde doğursa bulacağından emindimde ondan. Zavallı babam hocak 1885 de kaderin ağlına düştü. Ve o gün üzerinden iki yıl sekiz ay geçti. Bu süre boyunca horşamda mutlu bir şekilde yaşadım. Tam da bu lanetin ailemin üzerinden kalktığını ve son nesillet birlikte sona eldeğini düşünmeye başlamıştım ki dün sabah babama gelen şeyin aynı sıb bana da geldi. Genç adam ceketinin cebinden kırışmış bir zarf çıkardı. Masaya yaklaşarak zarfı salladı ve içinden beş tane küçük portakal çekirde iliştirde. Zavbu diye devam etti. Fula bakılırsa Londra'nın Batı bölgesinden gelmiş. Babamın son mektubundaki KKK ve kevdları günez satenin üstüne koy yazıları bunda da var. Peki siz
ne yaptınız diye sordu Hanz. Hiçbir şey. Hiç mi? Hiçbir şey söylemek gerekirse yüzünü ince beyaz ellerinin arasına aldı. Kendimi çaresiz ve üzerine yaklaşan yılanı gören zavallı bir tavşan gibi hissettim. Dayanılmaz ve önlenemez bir lanetin pençesinde gibiydim. Yapmayın dediş ağırlık oğuz. Hareketi geçmeyirsiniz dostum. Yoksa mahvolursunuz. Sizi yalnızca hareket kurtarır. Umutsuzluğun zamanı değil. Polise gittim. Öyle mi? Ama hikayemi tepes sürmle karşıladılar. Fethişin mektuplara birer şaka ve akrabalarımın ölümüne ise jürüninde kararına uygun bir şekilde bir kaza gözüyle baktığına eminim. Hanz kavuşturduğu ellerini havaya salladı. Ahmaklar diye bağırdı. Yine de evde benimle kalması için bir polis memuru verdiler. O da bu gece sizinle geldi mi? Hayır. Sadece evde kalmak için emir almıştı.
Hanz yine lanetler savurdur. Ne neden geldiğiniz siyat oldun? Ve hepsinden öte neden hemen gelmediniz? Bilmiyordum. Ancak bugün sorunumu bimbaşı prendergasta açtığımda isminizi duydum. Size gelmemi o tavsiye etti. Mektubu aldığınızdan bu yana iki yunya açmış. Daha önce davranmalıydık. Sanırım bu anlattıklarınızdan başka ekleyeceğiniz bir şey yok. Bir şey daha var dedi John OpenShow. Ceketinin bir şey var. Hattırladığım bir şey var. Dedi. Amcamın kehıtları yaktığı gün fark etmiştim ki. Küllerin arasındaki tamamen yanmamış parçalar burainkti. Bu tek sayfayı yerde odasında buldum. Herhalde diğerlerinin arasından düşerek kurtulmuş. Çekirdeklerin yanında bize pek yardım olacağını sanmıyorum. Ama yazık kesinlikle amcam ayı ve sayfa özel bir günlükten alınmışa benziyor. Hanz
Lambe'yi bir şey var. Ve ikimiz kenarına bakarak bir kitaptan koparılmış olduğunu anladığımız bu keğada baktık. Başında Mark 1860 9 yazıdaydı. Ve başlığın altında aşağıdaki bilmeciye benzer bir şeyler yazıyordu. 4. Hatsın geldi. Yine aynı platform. 7. Çekirdekleri param orada Mekkuli'ye S. Oyunca Jonsvin Temizdendi 12. Paramor ziyaret edildi. Her şey yolunda. Teşekkür ederim. Kaldık atlayıp saferimize verirken. Ve artık hiç vakit kaybetmeden evinize gidip hareketi geçmezsiniz. Bana anladıklarınızı tartışacak zamanımız yok. Peki ne yapacağım? Yapılacak tek şey var. Ve bu hemen yapılmalı. Bize gösterdiğiniz bu keğada anlattığınız o pirinç kutuya koyun. Kutuya amcanızın diğer bütün keğatları yaktığını ve kalan tek sayfanın
bu olduğunu açıklayan bir not da bırakın. Bu açıklamanın ikna edici olmasına dikkat edin. Bunu yaptıktan sonra belirtildiği gibi kutuyu günest satenin üstüne koyun. Anladınız mı? Tamı tamına. Şu an için intikam veya benzeri bir şey düşünmeyin. Sanırım bunu kanun yoluyla halleleriz. Ama ilk etapta onların yaptığı gibi biz de kendi alımıza örmeliyiz. Şimdi delik en önemli şey bu tehlikeyi ortadan kaldırmak. Sonra bu esrarı çözüp suçluları cezalandırırız. Teşekkür ederim dedi genç adam. Kalkıp paltosunu aldırken. Bana hayat ve umut verdiniz. Dediklerimi zainan uygulayacağım. Hiç zaman kaybetmeyin. Bu arada hepsinden önemliisi kendinize çok dikkat edin. Çünkü gerçekten büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu uzdan hiç kuşkum kalmadı. Evena sığınacaksınız. Batarlığa dan trenle. Saat daha dokuz olmadı. Sokaklar hâlâ kalabalık olacağından güvende olursunuz. Ama yine de kendinizi yeterince
iyi koruyamazsınız. Silehan var. Bakın bu iyi. Vakağınız üzerinde çalışmaya yarım başlayacağım. O halde horşamda görüşeceğiz. Hayır. Sizin sarığınızın cevabı Londra'da. Onu burda arayacağım. O zaman bir iki güne kadar kutu ve kevhatlar ile ilgili gelişmeleri size haber veririm. Söylediklerinizi harfi yan uygulayacağım. Ayrıca Dışarıda cüzgarh hâlâ ıslık çalıyor ve yağmur pencerelere vuruyordu. Bu garip çılgın hikaye sanki Dışarıdaki fırtınadan gelmiş ve tekrar onun içinde kayboluk gitmişti. Şarluk �s başa oynayık çekilde ateşi sehrederek bir süresi sizci oturdurdu. Sonra piposunu yaktı. Ve arkasına yazlanarak Tavan'ı yükselen mavi Dumanı sehreddi. baştaştığımız vakaların arasındaki en olağan üstüsü bu olacak. 4 Lilerin işareti hariç, 4 o hariç, ama bana kalırsa bu bizim John Oppen
Shav daha da büyük tehlikeli. Peki bu tehlikeli ne olduğu hakkında fikirin var mı diye sordum. Bazı noktalar ap açık ortada diye cevap verdi. Hangi noktalar? Bu KKK ne ve bu mutsuz aileden ne istiyor? Şarlıkonus gözlerini kapadı. Harmak uçlarına birleştirdi ve dirseklerini koltuğun kenarına dayadı. İdial bir akıl yürüdücü diye konuşmaya başladı. Bir veriyi bütün şartları altında gördükten sonra, ondan sadece o aana kadar olan olaylar zincirini değil, gelecekte meydana gelebilecek sonuçları da çıkarabilmeli. Nasıl ki, kavgör tek bir kemiye bakarak bütün hayvanı tarif edebiliyorsa, zincirleki bir halkayı tamamen kavrayabilmiş bir gözlemci de, hem önceki hem de sonraki halkaları tam bir kesinlikle tanımlayabilir. Sebebin tek başına ulaşacağı sonuçları henüz kavrayabilmiş değil.
Problemler ancak duyuların etkisinden kurtulduktan sonra çözülebilir. Bir akıl yürüdücü, gönteme en üst noktalarına yükseltebilmek için bilgi alanına gelen bütün gerçekleri kullanmak zorundadır. Ve bu bilgilere sahip olma, kendi içinde bugün güç serbest eğitim ve ansüklü bir diçeğlanda ulaşılması güç bir hedef. Aslında bir insanın işinde gerekli olan bütün bilgilere sahip olması imkansız değil ve benim de çavalladığım şey bu. Yanlış hatırlamıyorsam bir keresinde dostluğumuzun ilk günlerinde bilim özelliklerimi çok iyi bir şekilde belirtmiştin. Evet diye cevap verdim gülerek. Orijinal bir yaklaşımda, felsefe, astronomi ve politika bilgilerine sıfır vermiştim sanırım. Botanik değişken, ceholoji, şehrin 80 kilometrelik bir alanındaki çomur izlerini tanıyacak kadar ileri, kimya kendine özgü, anotomi, sistem siz, duygusal edebiyat ve suç kayıtları benzersiz.
Kemancı, boxör, kılıç ustası, kokeyin ve tütün ile kendini ziyirlemeye eğilimli. Galiba analizimin ananoptaları bunlarla. Konus bu son söylediklerim üzerine güldü. O zaman da dediğim gibi. Dedi. Bir insan, beynindeki odaları kullanabileceği eşyalarla düşemeli. Ve geri kalanları da istediği zaman çıkarıp, kullanabileceği bir yere, gütüp aynısına yerleştirmelidir. Şimdi, bu gece dinlediğimiz hikâyeye gelirsek, bütün kaynaklarımızı kullanmamız gerektiği ortada. Lütfen arkandakirafta duran, Amerika'nın sıklıbedesinin keyci ilgini verir misin? Durumuza bakalım ve ondan ne çıkarabileceğimizi düşünelim. İlk olarak albay openshove'ın Amerikan'ın ayrılması için güçlü bir sebep olduğunu varsayarak başlayalım. Onun yaşındaki insanlar, alışkanlıklarına değiştirmek istemezler.
Filoriden'ın güzel iklimini bırakıp, İngiltere'de kırsal bir kasabada, yalnız bir hayatı seçmezler. İngiltere'de yalnız başına yaşamaya olan aşırı düşgünlüğü, birinden ya da bir şeyden korkmuş olabileceğini gösteriyor. Bu yüzden varsayımımızı, birinden veya bir şeyden korktuğu için, Amerikadan ayrıldığını söyleyerek genişletebiliriz. Korktuğu şeyin ne olduğuna gelince, onu da ancak kendine ve mirasçılarına gelen o korkunç mektupları ele alarak başlayabiliriz. Mektupların üstündeki pullara dikkat ettin mi? İlk ki, kondi çeriden, ikincisi, dandiden, üçüncü süde Londra'dan geliyordu. Londra'nın doğusundan, bundan ne çıkarıyorsun? Hepsi de lima şehri, gönderen bir gemide olmalı. Mükemmel, artık bir ipucumuz var. Gönderen şahısın bir gemide olmayı ihtimali gerçekten de yüksek. Şimdi, başka bir noktaya ilerleyelim. Pondi çeriden gelen tehdit mektubuyla,
tehditin yerine getirilmesi arasında yedi hafta. Dandide ise, yalnızca üç, dört gün var. Bu sana bir şeyler çağırıştırıyor mu? Katedilen mesafe daha uzun. Ama unutmak'i mektuplar aynı şekilde daha uzun bir mesafeden geliyor. O halde önemli noktayı kaçırmış olmalıyım. En azından söz konusu geminin bir yerkenli olduğunu ileri sürebiliriz. Uyaralarını hep yolu çıkmadan önce gönderiyorlarmış gibi görünüyor. Dandiden sonra işin ne kadar çabuk olduğunu gördün. Pondi çeriden bir bu harlığıyla gelmiş olsalardı mektuplar hemen hemen aynı zamanda gelirlerdi. Oysa tam tamına yedi hafta geçmiş. Sanırım bu yedi hafta mektubu getiren posta gemisiyle gönderini getiren gemi arasındaki farkı açıklıyor. Olabilir. Olma ihtimali çok yüksek. Şimdi, bu mesele'nin ivediliğini, ben neden genç open shovar, bir an önce hareket etmesini söylediğimi alnıyor musun?
Mektubu gönderenler, aradaki mesafeyi kat eder etmez hareketi geçiyorlar. Ve bu sefer ki, Londra'dan geldiği için geçikmeyi güzel olmayız. Aman Tanrım diye bağırdım. Bu acımasız takipin sebebi ne olabilir ki? Open shovdaki kağıtlar. Yemideki kişi ya da kişiler için hayatı bir öneme sahip olmalı. Aslında birden fazla kişi olması gerektiği açık. Bir adam tek başına juru yiyenaltacak kadar iyi iki cinaya dişleyemez. Bir kaç kişi olmalılar? Ve bu insanlar kağıtlar kimin elinde ise onları ele geçirmeye kesinlikle kararlılar. Bu şekilde bakarsan KKK'nin bir insanın değil, bir topluluğun işaret olduğunu anlarsın. Peki ama ne topluluğu? Daha önce hiç, KKK'ın diye bir şey duymadın mı? Dediş harlokombs kısık bir sesle öneğiyle. Hiç duymadım. Holmes dizindeki cildin sayfasını çevirdi. İşte burada.
Dedi. KKK'ın. Bir tüfeğin doldurulurken çıkardığı seslerden üretilme bir isim. Bu korkun gizli örgüt, iç savaştan sonra güney eyaletlerindeki eski konfederasyon askerleri tarafından korulmuş. Ve kısa zamanda, tinesi, luiziyana, karolina, corgia ve fluyoda gibi, ülkenin çeşitli yerlerinde yerel kollara ayrılmıştır. Temelde, zinci seçmanleri yıldırmak ve kendi görüşlerine karşı olanları öldürmek veya ülkeden sürmek şeklinde politik amaçları vardı. Genellikle, eğleme geçmeden önce garip ama iyi bilen bazı şeyler göndererek, kurbanı oyalıyorlar. Bu bir meşe dalı, karpus tuhumu veya portakal çekirdiği olabiliyordu. Bunlar eline geçtikten sonra, kurban ya açık bir şekilde istenileni yapmalı ya da ülkeden gitmelidir. Eğer,
meydan okumaya kalkarsa, çoğu zamat garip ve beklenmedik şekilde öldürülür. Topluluk, o kadar mükemmel örgütlenmiş ve göntemleri o kadar sistemliydi ki, onlara karşı koymayı başarabilen pek olmamıştır. Birleşik Devletler hükümetinin ve güneydeki soyulların çabalarına rağmen, örgüt birkaç yıldağa gelişmeye devam etti. Nihayet 1869 yılında bu hareket hızla çöker tildi. Fakat, o tarihten bu yana çeşitli yerlerde tek dük eylemlerini hâlâ rastlanmaktadır. Seninle gördüğün gibi, deli honyos. Elindeki kitapı bırakarak. Örgütün ani davılışıyla o kunşavın Amerikadan ayrılışı aynı tarihleri rastlıyor. O ve ailesinin peşindeki şeyin ne olduğunu görüyorsun. Anlayacağın üzere, bu kayıtlar ve günlük, güneydeki örgüt elemanların ortaya çıkarecek nitelikte olabilir. Belki birçokları, gece rahat uygamıyordur. O zaman, gördüğümüz o sayfa,
tıpkı düşündüğümüz gibi. Yanlış hatırlamıyorsam, şöyle yazıyordu. Çekirdekler, A, B, ve C'ye gönderildi. Yani örgütün u yaraları, gönderilmiş. Sonra A, ve B'nin temizlendiğini, veya ülkeyi terk ettiğine, ve son olarak C'ye'nin ziyaret edildiğine, dair bazı bilgiler verilmişti. Bu durumda doktor, sanırım olaya ışık tutabileceğiz. Bu arada, genç hopun şavun tek şansı, diriklerimi yapması. Bu gece söylemeyecek, veya yapılacak, başka bir şey kalmadı. Şimdi, kemanımı uzatırsan, dışarıdaki kötü havayı ve ondan da kötü, adamları şöyle bir yarım sattiğini unutmaya çalışabiliriz. Ertesi sabah, havaya çıktı. Ve güneş, bu büyük şehirin üstündeki örtünün arkasında sönük gözükiyordu. Aşağıya indiğimde, Şarlukoyms kahvaltıya oturmuştu bile. Seni beklemediğim için affet, dedi. Ama bugün, okun şav vakasıyla çok meşgul olacağım. Neden yapacaksın diye sordum.
Her şeyi yapacağım. İlk soruşturmanın sonuçlarına bağlı, sonuçta, orşama bile gitmek zorunda kalabilirim. Dik olarak oraya gitmeyecek misin? Hayır, önce şehir uğrayacağım. Sensili çaldı, hizmetçi kahveni getirir. Beklerken, açılmamış gaz, deyalıp bir göz attım. Kanımı donduran bir başlıkta karşılaştı. Olmuş, diye bağırdım. Çok geç kalmışsın. Aa, dediğinin dekifince ne bırakarak? Ben de bundan korkuyordum. Nasıl yapılmış? Sakince konuşuyordu, ama sarsılmış olduğunu görebiliyordum. Bakar bakmaz, gözüme open şavismi çarptı. Ve sonra da, vaturlok öpüsü yakınlarında hazin olay başlıyor. Haber şöyle. Dün gece, saat 9 ile 10 arasında, vaturlok öpüsü yakınlarında devriye gezen haş bölgezi polis müfettişik kuk, bir imdat çağrısı. Sonra da birinin suya düştüğünü duydu. Gecenin karanlık ve fırtın alı olmasından dolayı, oradan geçmekte olanların çabalarına rağmen kurtarma başarılı olamadı.
Alen verilmiş olduğu için, ceset deniz polisinin yardımıyla sudan çıkarıldı. Cebinden çıkan bir zaptan öğrenildiği üzere, cesetin, horşam yakınlarında oturan, John open şav adında bir genciha et olduğu anlaşıldı. Vaturlu istasyonunda son treni yakalayabilmek için koştururken, acıyla etmesiyle beraber, aşırı karanlığında etkisiyle, yolunu şaşırdığı ve bu harlı gemilerin durduğu, yerde ki bir boşluktan düştüğü tahmin ediliyor. Vücut üzerinde şiddet dizine rastlanmadığı göz önüne alındığında, merhamun talihsiz bir kazaaya kurban gittiği anlaşılıyor. Bu olay, yetkililerin nehir kıyısındaki setlerin güvenliğini, tekrar gözden geçirmeleri gerektiği konusunun gündeme getiriyor. Birkaç teklâ sessizci oturtuk. Honsu hiç böyle üzgün ve sarsılmış görmemiştim. Bu gururumu ince tüyor vatsın, dedi sonunda. Kuşkusuz önemsiz bir şey ama, gururumu ince de. Artık benim için kişisel bir mesele haline geldi.
Tanrı kuvvet verdiği sürece bu çetenin peşini bırakmayacağım. Adam benden yardım istemeye geldi ve ben onu ölüme gönderdim. Sanla Liden fırlayarak sıkıntıyla oda da birileri bir yeri yürümeye başladı. Solgun yanakları kızarmıştı ve uzun ellerini sıkıp duruyordu. Kurnaş şeytanlar, diye bağırdı sonunda. O nasıl tuzağa düşürdüler acaba? Nehir kıyısındaki setler istasyon yolu üzerinde değildir ki. Tabii köprü öyle bir gecede bile onların amacları için fazlasıyla kalabalıkta. Neyse vatsın. Bakalım uzun vade de kim kazanacak? Ben şimdi dışarı çıkıyorum. Polis değil mi? Hayır, kendim polis olacağım. İsterlerse ben ağırlıktan sonra sinekleri kapabilirler. Ama ondan önce değil. Bütün gün kendi işlerimli uğraştım. Ancak akşam geç vakitte B-4 sokağına dönelim. Şarla konus henüz gelmemişti.
Eve geldiğinde ise saat ona geliyordu. Solgun ve yıpranmış görünüyordu. Dolabdan bir parça ekmek çıkararak o burca gittü ve bol bol su içti. Açsın galiba dedim. Hem de kurt gibi. Bütün gün aklıma bile gelmedi. Kahvaltından beri hiçbir şey yemedim. Hiçbir şey mi? Bir parça bile yemeği düşünecek vaktim olmadı. Peki neler yaptın? Bir ipucu buldun mu? Artık avucumun içindeler. Kenç open-shavun intikamı yakın dağılınacak. Onlara karşı kendi şeytani yöntemlerini kullanacağız. Bunu iyice düşündüm. Ne demek istiyorsun? Dolabdan bir portakal çıkardı. Ve kabuğunu soyarak çikirdeklerini masaya koydu. Arasından 5 tane ayırarak bir zarfa yerleştirdi. Zarfinicine CEO için sehashi yazdı. Yapıştırarak arkasına James Calhoun Lones Stargamesi savana George'ya adresine ekledi. Limana girdiğinde
bununla karşılaşacak. dedi gülerek. Ona uykusuz bir gece geçirmeye yeter. Ondan önce open-shavun inandığı gibi o da bunun kaderinin bir işaret olduğunu düşünecektir. Peki kim bu kaptan Calhoun? Çetenin lideri diğerlerine de sıra gelecek ama önce bu. İzinin ası buldun. Cebinden, üzeri tarihler ve isimler yazılı büyük ceviz sayfa çıkardı. Bütün günümü dedi Loidun kayıtlarını 1180'ün şr. ucak şubat aylarında fondi çeriden geçmiş olan gemileri taraya erak geçirdim. O aylarda oradan geçmiş olduğu belirtilen 36 tane gemi vardı. Bunlardan biri olan Lones Star hemen dikkatimi çekti. Yolta Londor'dan çıktığı belirtilmesine ara hemen ismi Amerika'nın eyaletlerinden birini verilen isimdir. Tek satsanırım. Hangi soğuduğunu emin değilim? Ama geminin Amerika çıkışlı olduğunu biliyorum. Sonra ne yaptım? Dandik ayıtlarını inceledim. Lones Star gemisinin 1885 yılının
oca kayında orada olduğunu görünce bütün şüphelerin doğrulanmış oldu. Sonra şu an Londor'a limanında bulunan gemileri araştırdı. Ve Lones Star buraya geçen hafta gelmiş. Albert-i Skellesine gittiğimde geminin bu sabah nehirden çekildiğini ve savanaya gitmek üzere ayrıldığını öğrendim. Grailsen de telgraf çekerek bir süre önce oradan geçtiğini öğrendim. Rüzgar doya doğru isteğinden şu an got binse geçtiklerine ve vaidadaısına doğru gitmekte olduklarını eminim. Ne yapacaksın peki? O ne ileme geçirdim? Öğrendiğim kadarıyla gemi diki Amerikalılar sadece o ve iki arkadaşıymış. Gerisi filmen diyalı ve alman. Ayrıca bu üçlünün geçen gece gemide olmadıklarını de öğrendim. Bunu yüklemeyi yapan istifçisi söyledi. Onlar yelkenlileriyle savannaya ulaştıklarında posta gemisi bu mektubu götürmüş. Telkir hafta üç adamın cinayet zannaları olduğu konusunda savana polisini
uyarmış olur. Beni yıplanlarda bile kusurlar olabilir. Peşlerindeki kurnaz ve kararlı düşmanlarının varlığını haber veren portakal çekirdekleri John Oppenjus şavun katillerinin elini hiç ulaşamadı. O yıl, ekinoksfortinaları çok uzun ve şiddetli geçti. Savannaya ulaşacak olan Lonestar'ın haberlerini boşuna bekledi. Sonradan öğrendik ki atlan dikaçıklarında üzerinde L.C. yazan bir gemi kalıntısı bulunmuş. Lonestar'ın kaderi, hakkında bildiklerimizin hepsi bu kadar.
More episodes
More from Sherlock Holmes

47. Sherlock Holmes - Mazarin Taşı
Sherlock Holmes

38b Wisteria Lodge (Part Two) from His Last Bow Remi
Sherlock Holmes

41 The Dying Detective from His Last Bow Reminiscenc
Sherlock Holmes

40. Sherlock Holmes - Bruce Partington Planları
Sherlock Holmes